Emre

Emre
@ReadsForFreedom
Üyeleri, sürekli olarak sarhoş , kaprisli bir şekilde katil va sıklıkla intihar eğilimli olan bir toplum değişmelidir veyahut hem sistemin hem de halkın varlığı son bulacaktır. Yaşamlarından en memnun olmayan insanlar ölümcül yıkıma bir son vermek için kurumlarından bazılarını dönüştürmek maksadıyla adım attığında , sonuç daha etkin bir sosyal ve kültürel sistem olabilir ancak tüm memuuniyetsizliklerin bu yüzden adaptif olduğu sonucuna varmak meşru degildir Tüm sistemler büyük değişimler gerektirmez (en azından kısa vadede) ve isyana yol açacak düzeydeki memnuniyetsizlik iyi adapte olmuş bir toplum göstergesi değildir.
Sayfa 216 - Buzdağı Yayınevi·Kitabı okudu
Bilim
Reklam
İsyan etmek, insan doğasının temel melankolisidir.
Sayfa 215 - Buzdağı Yayınevi·Kitabı okudu
Bilim
Modern Toplumların İntihar Eğiliminin Yuksek Olduğu Yanılgısı
Doğu Afrika'nın bazı bölümlerinde, itici buldugu bir adama -genelde böyle olur- babasi ve erkek kardeşleri tarafından evlenmeye zorlanan bir kadın da kaçmış olabilir ve tıpkı Lusi-Kaliaide de olduğu gibi, kadının ailesi başlık parasını kaybetmemek için kadını geri dönmeye zorlayacaktı. Bu kadınlar, aileleri tarafından ayarlanmış, evlilik geleneği ile ilgili ne hissettikleri konusunda herhangi bir şüphe bırakmadan genellikle kendini asmışlardır. Çoğu toplumda intihar, çok da yaygın olmayan bir hadise olsa da, sosyal varlığı tehdit edecek kadar sık meydana gelebilmektedir. Son yirmi yılda Amerikalı genç siyah erkeklerde görülen intihar vakalarındaki artış, önemli düzeyde dikkat çekmiştir ve Somon ile Truk toplumlarında yaşayan gençler arasında son yıllarda bu durum o kadar sıklaşmıştır ki salgın olarak karakterize edilmiştir. Coğunlukla intihara başvurmak Batılılaşma yolunda ilerleyen ya da fakirliğe bağlı stresin görüldüğu ve ırkçılığın olduğu toplumlara özgü değildir.
Sayfa 198 - Buzdağı Yayınevi·Kitabı okudu
Bilim
Yüzyıllar boyunca birçok Hindu dul kadın yüce ve saygılı bir şekilde sati(dul kalan kadının eşinin cenazesinde güya kendi isteği ile yakılması) ölümlerini seçmeye mecbur bırakıldı. Bununla birlikte satiye ilişkin başka bir gerçeklik vardı, o da yüceliğin olmamasi durumunda ortaya çıkardı. İlk olarak sati töreninin sadece kadınlar için olduğu, erkek dulların ateş içerisinde adanmış bir kutsallıkla ölmek üzere eşlerinin yanında yer almamaları okuyucucunun dikkatinden kaçmayacaktır. İkincisi büyük baskiya rağmen çok az dul kadın sati yapmayı tercih etmiştir. Satinin en yaygın olduğu yer olan Bengal de dahi dul kalmanın en iyi ihtimalle iç karartıcı olmasına rağmen, dulların çok az kısmı yüzde 10'dan daha azı satiyi tercih etmiştir. Dul kadınlarin yeniden evlenmesine izin verilmiyordu ve bu kadınlar, izole bir sofu hayatı yaşamaya mecbur bırakılıyordu -dua ederek, oruç tutarak, kutsal kitaplar okuyarak ve dünyevi zevklerin herhangi bir türünden dahi uzak durarak. Dul kadınların tehlikeli olduğu düşünüldüğünden ve ayrıca büyücülükle suçlamalarından dolayı genellikle hor görülür ve korkutulurdu. Birçok kadın daha çocuk yaşta evlendiğinden dolayı haliyle dul kalıyor ve satiyi çocuk oldukları için tercih ediyorlardı. Yetişkin kocasının cesediyle yakılan bir eş sadece 4 yaşındaydı. Bazı zamanlarda satiyi seçmesi için dul bir kadın üzerine kurulan baskı kurnazca olmak dışında başka bir şey değildir, gerçekte onları öldürmüşlerdir. 1827 yılında Britanyalı bir gözlemci dul kadının daha ateş yakılmadan odun yığınının içinden atlayıp kaçmaya çalıştıktan sonra birkaç adamın onu yakalamış ve alevlerin içine itmiş olduklarına sahitlik etmiştir. Bu dul kadın bir kez daha kaçtı ve çok kötü bir biçimde yanmış olmasına rağmen, kendisini kovalayanları geride bıraktı ve kendini acı
Sayfa 188 - Buzdağı Yayınevi·Kitabı okudu
Bilim
Daha düşük sosyal sınıfa ait insanların yüksek sınıfa ait insanlara göre depresyon dahil olmak üzere duygusal hastalıklardan daha fazla muzdarip oldukları konusunda kanıtlar mevcuttur. Bu durum daha düşük sınıfa ait insanlar arasında yer alan ailesel, sosyal ve ekonomik stres baskısının bir sonucu gibi görünmektedir. Daha yüksek sınifa ait insanlarla kıyaslandığında, bu insanların fiziksel istismar, evden çıkarılma, işten atılma, tutuklanma, tekerrür eden hastalıklara yakalanma ve sevdikleri birinin ölmesi gibi sorunlar yaşamaları daha muhtemeldir. Bu kalıbın güçlü bir açıklaması Londra'nın köhne, ekonomik açıdan sıkıntılı ve işçi sınıfının yaşadığı Camberwell'deki depresyon üzerine çalışan İngiliz psikiyatristler George W. Brown ve Tirril Harris'in araştırmasından gelmektedir. Bu araştırmada, şiddetli depresyonun orta sınıf kadınlara kıyasla işçi sınıfı kadınlarda (özellikle evde bir de çocuk yaşıyorsa) dört kat fazla oldugu tespit edilmiştir.
Sayfa 181 - Buzdağı Yayınevi·Kitabı okudu
Bilim
Reklam