Robert B. Edgerton

Robert B. Edgerton

Yazar
8.4/10
69 Kişi
·
169
Okunma
·
8
Beğeni
·
872
Gösterim
Adı:
Robert B. Edgerton
Tam adı:
Robert B. Edgerton
Unvan:
İktisatçı
Doğum:
Galveston, Teksas, ABD, 1940
Gelenek ve göreneklerle kuşaktan kuşağa taşınan toplumun ahlak nizamı, 'iyi' ve 'doğruları' insanın doğasıyla ahenk içinde ise toplum sağlıklı, insan doğasıyla uyumsuz ise toplum hastalıklı olmaktadır.
Toplumlarda bir şeyin neden yapıldığını veya bu şeye neden inanıldığını açıklayabilen “bu bizim geleneğimiz” ya da “biz bunu hep yapıyorduk” demekten başka açıklama yapamayan binlercesi (bazı toplumlarda herkes) vardır.
Ölmüş bir adamla birlikte diri karısının da mezara konmasının sebebi çeşitlidir.
Bunlardan bir tanesi ölen adamın öbür dünyadaki olası rahatını sürdürmek ve karısına ihtiyacı olduğu düşüncesidir.
Günümüzde dünya nüfusu saatte 10.000 insan gibi şaşırtıcı bir oranda artmaktadır ve bu artışın büyük kısmı mevcut halkını bile doyurmaktan aciz toplumlarda meydana gelmektedir
Spartalıların Roma köleliğine karşı yaptığı başkaldırıdan Yeni Dünya'da binlerce Afrikalı kölenin umutsuz isyanına kadar,insanlar esaret altında yaşamaktansa özgürlük uğruna ölmeyi tercih etmiştir.
Çevreye zarar verme insan hatasının bir ürünüydü ve bu hata makul sebeplerden ortaya çıkmasına rağmen sonuç bir hataydı.
Maya devletinin çöküşü de toprak erezyonuna ve ormansızlaşmaya neden olan, şehirlerin yakacak ihtiyacı ile alakalıydı.
Bir toplum değersizlik hissini ya da sinirini tıka basa içmekle gidereceğini düşünüyorsa ve kimse sarhoşken yaptığından sorumlu değilse,bu durum kendini yok etmenin tamamen garantili bir açıklamasıdır.
Freud, sosyal yaşamın taleplerinin aşırı stres yaptığına karar veren ilk insan değildi fakat onun “uygarlıkların” yaptığı baskıların bir çok toplumu “nevrotik” yaptığı inancı bu görüşün en iyi izahıdır.
Bizler kültürlerin ürünleri olduğumuzdan dolayı, genetik yatkınlıklara sahip insan hayvanlarız.
Bu minvalde hepimiz aşırı derecede insanız.
366 syf.
·7 günde·Beğendi·8/10
Kitapevinde gezinirken ismi dikkatimi çektiği için alıp ayaküstü şöyle bir göz attığımda önsözün Doğan Cüceloğlu tarafından yazıldığını görünce hiç düşünmeden aldım. Giriş ve devam eden ilk bölümler fazlasıyla ansiklopedik tarzda bilgilere yer verildiğinden başlangıç biraz sıkıcı gibi ancak sabırla bu bölümü geçmeyi başarırsanız kitapta ilerleyen bölümlerde araştırma ve karşılaştırmalarla toplumların evrimsel geçişleri ile doğuştan iyi adapte olmuş sistemler olduğu inancına dair etkili meydan okumaları:bir toplumda var olan hayati öneme haiz olmazsa olmaz geleneklerin başka toplumlarda çok önemsiz olduğuna ilişkin olgulara dair verilen gerek araştırmalar gerek ansiklopedik bilgiler oldukça ilgi çekici. Kitap henüz okuyamayanlardan antropoliji ile ilgilenenlerin yanısıra özellikle üniversite öğrencileri tarafından da okunması gereken bir kitap olduğunu düşünüyorum. Antropoloji ve hatta sosyolojiye de ilgi duyanlara tavsiye ederim.
366 syf.
·6 günde·8/10
“Mükemmel bir topluluk yoktur, ideal bir adaptasyon yoktur, sadece kusurlarda dereceler vardır. Bilerek ya da bilmeyerek nüfuslar, hayatlarını daha kaliteli hale getirmek için kendi yaşam stillerini ayarlamışlardır lakin henüz hiç kimse Cennet Bahçesi’ni yaratamamıştır.” Hasta Toplumlar
️Edgerton bu kitabına: “Tüm toplumlar hastadır ancak bazıları daha hastadır.” diye başlıyor. Tabii Orwell’in Hayvan Çiftliği kitabına gönderme vardır. Peki ne anlatıyor bu kitap? İlkel toplumları genel alarak(inceleme açısından küçük toplumlar daha iyi analiz edebilir) insanların nasıl da ruhen ve aynı zamanda fiziksel olarak hasta olduğunu belirtilmiş. İncelenen kabileler Amerika’daki değişik insan toplulukları ayrıca yer yer bölge değiştirip Avustralya Aborjinlerine de el atıyoruz. Herhangi bir insanın bize ters gelen bir davranış sergilemesinden önce onun yaşayış biçimine, çevresine ve genlerine bakmamızın ne kadar da önemli olduğu vurgulanmış. İnsan kurban etmeler, kızların sünnetleri, ensest ilişkiler, bitlenmeler, açlık, sağlıksız ortamlar vb. gibi sorunların gelenek ve göreneklerle bağlanmasıyla ortaya rahatsız edici bir durum çıkartıyor. Kitapta benim hoşuma giden bir örnek var. ‘Açık alanda kendisine vahşi bir hayvanın saldıracağını düşünen birey, genel olarak kapalı alana yönelmeyi düşünür ve kendini açık alanlarda rahatsız hisseder. İşte buna maladaptasyon yani uyumsuzluk deriz. Maladaptasyon bazen insanın yararına da olabilir ama adaptasyon gibi getirileri fazla değildir. Ayrıca kitapta bir sürü rahatsız edici ritüellerden bahsedilmiş. Robert B. Edgerton, Diamond gibi geniş coğrafyaları istatistikle incelemediği için bana daha akıcı geldi. Ama merak edenler için yine de akademik bir dil var diyebilirim. Buzdağı Yayınları’nın çevirisini beğendim. Özellikle halk toplumları ve şehirli toplumlarını başarılı şekilde kıyaslandığını görüyoruz.Ufuk açabilecek, ilkel düzen efsanesine meydan okuyan bir eserle 2019 yılını bitirdim. Bu kitap üzerine “Karanlık İzler” youtube kanalımda detaylı bir video çekmeyi düşünüyorum. Sağlıcakla kalın, mutlu yıllar herkese.
366 syf.
·Puan vermedi
Bu hikaye,tarihte günümüze kadar uzanan insan zekasının kayıtlarına maruz kalarak, inanç,adet,gelenek adı altında ritüellerini gerçekleştiren... düşünemeyen cahil hastalıklı toplumların hikayesi.

Kitapta Modern toplumlar ve halk toplumları arasındaki modeller, inançlar,adetler kıyaslanmış olsa da anlatımdaki amaç insanlık tarihindeki insan adaptasyonunun daha iyi anlaşılmasıdır.

Anlatımıyla, her halükarda mükemmel topluluk yoktur, ideal adaptasyon yoktur.. kanısına varıyor yazar
“Bilerek ya da bilmeyerek; nüfuslar, sözde daha iyi bir yaşam kalitesi belirlemek için kendilerine yaşam stilleri ayarlamışlar lakin kimse daha cennet bahçelerini yaratamamış.”
Özellikle, tarihin her sayfasında erkek egemenliği altında ezilen kadınlar için!
366 syf.
·6 günde·Beğendi·10/10
Kendi toplumumuz dahil bütün toplumlarda bir kültürün barındırdığı gelenek ve görenekler genelde eleştiriden uzaktır. İnsanlar kültürleri karşılaştırmayı sevmezler çünkü bir kültür var olmuşsa ve olmaya da devam ediyorsa, bu kültürün barındırdığı gelenek ve görenekler oturmuştur, köklüdür ve insanlar memnundur diye düşünülür. İşte bu noktada Robert Edgerton devreye giriyor ve antropolojide kültürel görecilik olarak yerleşmiş bu kavrama karşı çıkıyor.

Yazar genel olarak tarihteki en göze batan gelenek ve uygulamaları örnek vermiş. Bunlardan biri Hindistan' da şu anda yasaklanmış olan gelenek:

Ölen kocasıyla birlikte yakilan kadınlar...

Eğer kadınlar bu geleneği kabul etmeyip kaçmaya kalkişirsa kocasının ailesince yakalanip cenazeyle birlikte diri diri yakılıyordu. Bir diğer ornekse Aftika' da bazı kabilerlerde yaygın olan kadın sünneti. Bu uygulamanın aşırı kan kaybına neden olması ve hijyenik olmayan koşullarda yapılmasından oluşan kadın ölümleriydi. Bunun dışında yine Afrika' nin farklı kabilelerinden birinde genç kizlar evlilik öncesi tecrübeli bir erkekten seks dersi alıyorlar. Bu yaşlı seks öğretmeninin AIDS taşıyıcısı olduğunu tüm kabile biliyor. Buna rağmen geleneklerine uygun olarak eğitmen işini yapmaya devam ediyor. Kitapta çok çarpıcı analizler ve örnekler var. Geleneklerin ve kültürel uygulamaların insan hayatını ve insan psikolojisini en tehdit eden yönlerini derlemiş yazar.
366 syf.
·Beğendi·10/10
Pitirim Sorokin, Avrupa tarihinin 24 yüz yılını incelediğinde, barış içinde geçen sadece 4 yıl olduğunu keşfetmiş. Küçük toplumların bir kısmında insanlar kronik olarak açlık içindeyken birbirlerinin refahını çok az önemserlermiş ve isyan etmek insan mevcudiyetinin temel melankolisiymiş.antropologlar bile ilkel düzen efsanesini farkında olmadan teşvik ettiler bu bir gerçek ve sonuç itibariyle tüm toplumların hasta ancak bazılarının çok daha hasta olduğu kanısına varmışlaren keyifli kitaplardan eyvah bir Sapiens sürüncemesi daha mı derken düşünmeye sevk eden bilgiler derya deniz... devam ederken tabiki de tavsiye etmeden geçemeyeceğim.
366 syf.
·6 günde·10/10
Celal Şengör'ün bir televizyon programında adını zikretmesi üzerine duyduğum bu kitabı okumam tam sınav haftam denk geldi. Dolayısıyla kitabı biraz uzun sürede ve kopuk şekilde okuyabildim. Yaşadığımız çevreden biraz uzaklaşıp değişik kültürlerin içine dalmak her zaman çekici gelmiştir. Bu kitapta da bir çok değişik kültürün yaşamlarına konuk oluyoruz. Afrika'dan Amerika'ya Asya'dan Okyanus'ya ya kadar geniş bir yelpazede insanların davranışlarını ve bunların altında yatan sebepleri öğreniyoruz. Toplumların hastalık derecesine gelen davranışlarının altında yatan sebepleri, geçmişten günümüze küçük parçalar halinde izliyoruz. Keyifli okumalar.
Hasta Toplumlar kitabında toplumların da insanlar veya hayvanlar gibi doğduğunu,gerek kendisinin oluşturduğu gerekse çevreden gelen uyaranların etkisiyle gelişim gösterdiğini ve varlığını devam ettirecek potansiyeli yakalamak için mücadele gösterdiğini anlatmaktadır. Nasıl ki insan öldüğünde veyahut hayvan kalıntıları toprağa karışır zamanla başkalaşır ve kalıntıları belki bir rezerv belki de bir bitkiye humus olarak dönüyorsa yıkılan yok olan toplumlarında akabinde kurulacak toplumlara örnek olabileceğini de söylüyor.
366 syf.
Toplumlarda alışılagelmiş ya da alışmaya mecbur bırakılmış kültür diye adlandırdıkları ilginç davranış şekilleri var.
Ve yaşadığımız toplumun değerlerinden alt bir değere sahip toplum gördüğümüzde yaptığımız eleştirme bizden üst değerlere sahip toplumların toplumumuza yaptıkları eleştirilerin mantığını anlamamı sağladı.
En çok da kurduğumuz düzenin temelleri bir toplumun ayakta kalmasında ya da yok olmasında etkili olduğunu görebildiğim bir kitaptı.
366 syf.
·2 günde·Beğendi·8/10
Güzel bir kitap. Bilmediğim bir çok şey öğrendim diyebilirim. Kitabın başında fazlaca alıntı mevcut ,sıkabilir ama ilerledikçe okuma isteği artıyor. Antropoloji meraklısı arkadaşlara tavsiye edebilirim
366 syf.
·Puan vermedi
"Her toplum hastadır ama bazı toplumlar diğerlerinden biraz daha hastadır." Orwell'in bu sözüyle kitabına başlıyor.. Bir toplumun doğayla ve diğer insanlarla birlikte yaşayabilmesi için o toplumun üyelerinin bu birlikte yaşamayı olanaklı kılacak bazı temel değerlere inanmaları ve davranışlarında uygulamaları gerekir. Birlikte yaşama değerlerini tamamıyla kaybetmiş ilkel kültürlere rastlanmaktadır. Resme yakından bakıldığında sürekli kavga halinde olan, doğadan korunmasını bilmeyen, mutsuz yaşayan ve erken ölen insanların topluluğu çıkmaktadır ortaya.

Yazarın biyografisi

Adı:
Robert B. Edgerton
Tam adı:
Robert B. Edgerton
Unvan:
İktisatçı
Doğum:
Galveston, Teksas, ABD, 1940

Yazar istatistikleri

  • 8 okur beğendi.
  • 169 okur okudu.
  • 19 okur okuyor.
  • 346 okur okuyacak.
  • 18 okur yarım bıraktı.