Emre

Emre
@ReadsForFreedom
Şehirlerde Stresin Daha Fazla Olduğu Genellemesi Hk.
Belirli türden sosyal düzen içerisinde (şehirlerde oldugu gibi) yaşayan insanların akıl hastalığına yakalanmalarının diğerlerinde (halk toplumları gibi) yaşayan insanlara göre daha muhtemel oldugu inancı çok eski bir tarihe sahiptir Şehir yaşamının "çılgınlıkla" bağdaştırılması Thomas Jefferson'unn tarımsal yaşamın faydaları ve "üretimin" yozlaşması hakkındaki görüşlerinin güçlü bir çekiciliğe sahip olduğu Avrupa'nın yanı sıra Amerikada da da 17. ve 18. yy. boyunca belirgin bir şekilde artmıştır. "Çılgınlık" genellikle dile getirildiği üzere uygarlık için ödemek zorunda olduğumuz fiyatın bir parçasıdır. Gerçekten de gördüğümüz gibi küçük halk topluluklarında yaşayan insanların, şehir toplumlarında yaşayanlara göre daha az stres deneyimi geçirdiği ve dolayısıyla da daha az bireysel patoloji sergilediği düşüncesi modern sosyal bilimin en net olarak bilinen varsayımlarından biridir. Örneğin psikiyatrist Fuller Torey, şizofreninin şehirleşmenin bir ürünü olduğu sonucuna varmıştır; Torey, hastalığın küçük ve geleneksel toplumlarda nadir olduğuna ve hatta 1800 yıl öncesinde Batıda da nadir olduğuna inanmaktadır. Diğerleri ise şizofreninin bazı kırsal topluluklarda bir hayli yaygın olduğunu ifade etmiştir. Nancy Scheper-Hughes, kırsal Batı İrlanda'da çok yüksek olduğu iddia edilen şizofreniyi, bu hastalığın nedeni olduğuna inandığı sosyal stres etmenlerinin yaygın olmasıyla ilişkilendirmiştir. Sosyal izolasyonun, erkek kadınlar arasındaki düşmanlığın, geç evliliğin, çocuksuzluk ve evlenmekten bazı nedenlerle sakınmanın, zıt rol beklentileri ve alay konusu edilen aile ilişkilerinin, günah keçisi olma ve samimiyet korkusunun "korkunç portresi" olarak tanımladığı şeyi resmetmiştir. Bu faktörlerin alışık olunmadık derecede yüksek şizofreni oranlarıyla birleşmesi halen
Sayfa 178 - Buzdağı Yayınevi·Kitabı okudu
Bilim
Reklam
Tabular
Gerçekten de Knud Rasmussen, Iglulik Inuitleri arasından "akıllı bir adama" inançları hakkında soru sorduğunda: "Neye mi inanıyoruz? Biz inanmayız, sadece korkarız" cevabını almıştır. Inuitler arasında yer alan yüksek seviyeli korkunun toplam etkisini kıymetlendiremeyiz lakin muhtemelen tabuları bu insanlara fayda sağlamış gibi görünmemektedir. John Kennedy'nin bir keresinde gözlemlediği gibi, " tabular insanların ortaya çıkardığı sosyal eserlerden en gereksizleri arasındadır.
Sayfa 176 - Buzdağı Yayınevi·Kitabı okudu
Bilim
Hastalık, Izdırap, Erken Ölüm
Radcliffe Brown'un ünlü Frazer Dersleri ile başlayacak olursak işlevselciler, tabuların toplumun bağlılığı açısından önemli olan değerlere yönelik insanların farkındalığın oluşturma konusunda rolüne vurgu yaparak, tabulara olumlu yönden bakmışlardır. Bununla birlikte bazı türden tabular stresin önemli bir kaynağı olmuş ve stres hatta savaş veya düşmanlık kadar yaygın ve belki de savaşlara göre daha fazla endişe yaratmıştır. Avustralya Walbirierinden bir örnek vereceğim. Tıpkı diğer Aborjin Avustralyalılar gibi Walbiriler, yaşlı erkeklerin özel yetkisinde olan birçok kutsal objeye ve törene sahipti. Kadınların bu kutsal objeleri gormemesi bir tabuydu ve eğer bunu yapacak bir kadın olursa da doğaüstü güçlerin intikamı olarak otomatik olarak ölürdü. Marvin Meggitt, Maisie isminde yaşlı bir kadının farkında olmadan bir tören için kutsal kabuklar hazırlayan adamları gördüğü bir olayı anlatmıştır. Maisie korkuyla geri çekilmiş ve birkaç gün içinde de bir deri bir kemik" kalacak kadar zayıflamış ve psikotik olmuştur" Walbirili bir şifacı tarafından da bu kadının öldüğü bildirilmişti fakat aslinda hala hayatta olduğunu ve diri diri gömülmesini engellemek için saklandığını Meggitt'in karısı ortaya çıkarmıştır.
Sayfa 173 - Buzdağı Yayınevi·Kitabı okudu
Bilim