Çoğu akademisyen için belirgin olan bu görüşler, insan evrimi öğrencileri için problem olabilir çünkü onlar sosyal ve kültürel tarihimizin doruk noktasını çoğu insanın refahı bir artış değil, sadece güçlü bir azınlığın ve kontrol ettikleri sosyal kurumların refahı olduğunu öne sürmüştür. Bu noktayı açıklamak için basit birkaç gerek yeterlidir. 18. yy. sonlarında Londra'nın yetersiz beslenmiş fakir gençleri o kadar kısaydı ki, elimizdeki karşılaştırılabilir veriye göre 81 etnik gruptan sadece iki tanesi nin daha kısa olduğu bilinmekteydi - Yeni Gine'de kötü şekilde yetersiz beslenmiş iki halk.
1840 yılı Manchester, Ingiltere'de erkekler için ortalama ölüm yaşı 38, tacirler için 20 ve vasıfsız işçiler için 17 idi. 1860'larda Sheffield'da daha yüksek sınıf insanlar yaklaşık 50 yıl yaşıyorken, daha düşük sınıflı insanlar ortalama 30 yılın altında yaşıyordu. 1901 yılında tüm Ingiltere çin ortalama yaşam beklentisi Ust sınıflar için 60 ve en düşük sınıflar için 30 idi. Bunlar gibi sınıf farklılıkları, 1849'dan öldüğü yıl olan 1883'e kadar Londra'da yaşayan Karl Marks üzerinde etkili olmuştur. Konfor ve zenginlikle iyi sağlık şartlarında yaşayanlara kıyasla, katı yaşamların perişanlığını detaylandırmaya ve modern devletlerde bugün bile çok sayıda insanın sefaletten muzdarip olduğunu okuyuculara hatırlatmaya gerek yoktur. Amerika'da yaşayan siyahlarda görülen bebek ölümleri, beyaz bebeklerdekinin halen iki katıdır özellikle belirli fakir bölgelerde bu oran çok daha fazladır. Ayrıca en düşük gelir grubunda bulunan Amerikalılar fiziksel ve zihinsel hastalıklara yüksek gelirli Amerikalılara kıyasla daha fazla yakalanmaktadır.
Cumhuriyetler ve demokrasiler ortaya çıkmadan önce çoğu büyük devlet, büyük oranda yada tamamen despotik yönetiliyordu.