“İnsanlar...” dedim fısıldayarak. “Taşırlar insanları. Kundaktayken, tabuttayken. Hep taşıyacak birileri olur. Bazıları dostluktan, bazıları cepteki paradan,bazıları da içinde bulundukları sistem bir gün onlara da taşınması sırasının geleceğini söyledi için, taşırlar insanı...”
Yaşam insana affetmeyi de öğretiyor, ölümü kıskanmayıda. Ölüm! Soğuk, antipatik, siyah renkli sözcük. Ne çok ölüm yaşıyor insan hayat boyunca. Benim yaşlarıma gelindiğinde, ölüm de artık, kişiyi adım adım takip eden sadık bir köpek gibi, yakına geliyor. Gölge gibi, hemen oracıkta, yanı başımda... Gençliğimde beni ürperten, korkutan ölüme şimdi, sevecenlikle bakıyorum; hani neredeyse elimi uzatıp okuyacağım onu. Ama henüz değil... Biraz daha bekle ölüm...
“Ama biz öyle değiliz,” dedi sonra .
“Çünkü...”
“Çünkü sen varsın benim yanımda ve ...”
“Ben varım senin yanında. Biz ikimiz hep birbirimizin yanındayız, işte böylece bizi düşünen biri var dünyada,”