Öznesi erkek nesnesi kadın olan eril şiddet, Akdeniz Uygarlığı'nın en temel özelliklerindendir. Mitler bu şiddetin göklerden geldiğini ve bir nevi ibadet olduğunu topluma dikte ederken, kültürel anlatılar da onu normalleştirerek kabullenmeyi kolaylaştırıcı bir rol üstlenmişlerdir. Başka bir ifadeyle, bu uygarlık, ataerkil ideolojisini anlatılarla dikte etmenin, buyurmanın yolunu bulmuş ve bunu sanata da yansıtmış bu sayede kabul görüp yayılmasını sağlamıştı.
İnsani dilde hayvan olanın ânı yaşamasına karşın, bilmenin tüm olanaklarıyla donanmış insan ânı, şimdiki zamanı yaşayamaz. O geçmişle gelecek arasındaki bir sürece sıkışmış tarihsel bir varlıktır.
Dünyanın ve Ortadoğu'nun en eski devletlerinden biri olan Türkiye, hâlâ kalkınamamış olup, yarı bağımlı durumdadır.
Bir avuç sermaye çevresi Amerikan doları uğruna ulusumuza ihanet etmiş ve bağımsızlığımızı yabancılara ticaret konusu yapmışlardır.
Yurdumuzun bağımsızlığı için giriştiğimiz bu kavgada Kurtuluş Savaşı’mızda şehit olanların onurlarını ve ulusumuzun kaderini korumaya kararlı olduğumuzu bildiriyoruz.
❝İnfaz kesinleşince darağacında can vermenin ne kadar süreceğini düşündüm. Hukuk Fakültesi’nde okuduğumuz “Adli Tıp” kitabında, asılarak ölümün birkaç dakika içinde gerçekleşeceği yazıyordu. Deniz’in infazını unutamıyorum. Deniz’in can vermesi tam 25 dakika sürdü. 87 yıllık yaşamda geçirdiğim en kötü zaman dilimi olan o dakikalardaki çaresizliğimi anlatamam. Avukat arkadaşım Mükerrem Erdoğan’la birlikte cezaevi doktoru ile tartışmaya başladık. Bunu fark eden cellat yanımıza yaklaştı ve “Deniz çok ağır olduğu için ip kopmasın diye çift ilmik kullandım. İnfaz çift ilmik kullandığım için uzadı” dedi. Birkaç dakika içinde sona erecek olan infazın, çift ilmik atılarak 25 dakika sürmesinin adı da, “işkencedir”. Cellatın açıklamasından sonra duruma itiraz edince, Yusuf ve Hüseyin’in infazlarında tek ilmik kullanıldı.❞