Leylâm, Merhametsiz Ömrüm, Suskun, uzanmış, seni yaşıyorum. Hastalığım grafikte birdenbire yükseldi. Doktorsuz, eczanesiz, sıh-hıyesiz, Allah’ın belâsı bir köydeyim. Aileme, gözleri görmez olmuş anama yalan söylüyorum. Hastalığımı anlatamıyorum. 140 liraya 5 kişi geçiniyorlar.Ben de cabası... Bu korkunç kaos içinde sen, yeşil ve derin huzur, kafamdasın. Kurtuluşumu, her şeyimi, dünyayı sevmemi sana bağladım, sana borçluyum. Asıl peygamber olan sensin. Yeryüzünde günahsız tek insan sensin. Ve ben, orada yanında kalmam gerekirken, eşşek gibi buraya geldim. Belâmı da buldum. Oh olsun! Cânım, ben Said’i senden çok önce tanıdım... Şâirsin, dehâ gizleyen bir şâir. Korkunç üzüntülere kapılman, bundandır. Ben Said’i sevdim... Sanırım, Sait de arkadaş ve artist olarak yalnız beni sevebildi. Bu, onun sözüdür. Ve ben onu 10 yıllık bir acayip merhabalar ve gecelerden sonra tokatladım. Haydar’a da söyledim, şimdi de söylüyorum, pişman değilim. Onu bundan sonra da seveceğim. Ve onu, bence malûm bazı taraflarından ötürü bundan sonra da gayrı insanı bulacağım.(22 Mayıs 1954 Bismil)