Hem niçin daha ileriye gidecekti sanki? Nereye gidecek, hangi amaca ulaşmaya çalışacaktı? Hayır, amaç falan kalmamıştı artık, acıyla karışık derin bir özlem vardı sadece...
Gerçi muvaffak olmak, mesut olmak demek değildir. (...) Çünkü saadet tamamıyla gönül işidir. Ve içimizdedir. Onu kendi içimizden başka bir yerde sanıp aramak ve saadeti sırf servet, iktidar ve şöhrette görmek çölde serabı su zannetmektir.
Mektep, bilgi imal eden bir fabrika halinde çalışmasın ve gençlerin yalnız zekaları üzerinde kalmasın, iradeleri üzerinde de dursun ve onların ruhi terbiyelerini de yapsın.
Ah, niçin ondan hep elinden gelmeyen şeyler isteniyor, hiç onun arzusu sorulmadan, ne kadar ıstırabı olduğu merak edilmeden niçin ona böyle eziyet ediliyordu?