"Neden korkuyorsunuz, Madam Rosa?"
"Korkmak için neden olması gerekmez, Momo."
Bunu asla unutmadım, çünkü daha önce hiç işitmediğim kadar doğru bir şeydi bu.
Modern zamanlar toksik hikayeler.
Sally Rooney’in okuduğum son kitabı ironik bir şekilde ilk kitabı oldu. Zaten Sally Rooney’e Intermezzio okuyarak başlamıştım (Sevmediğimi söylemem gerekli sanırım).
‘Arkadaşlarla Sohbetler’ yine bilindik toksik ilişki olgusuna tanıdık bir şekilde bakan Sally Rooney kitabı. Benim için kendisinin okuduğum en iyi 2. kitabı olmakla beraber yine, yeniden kitap boyunca kurulduğum, “Yalnız karşim o ilişkiyi yanlış yaşıyorsun.” diye gevelediğim bir roman oldu.
Buradan sonrası azıcık Spoiler olacak.
Romanımızın ana karakterleri Frances ve Bobbi lise zamanında kısa süreliğine ilişkileri olmuş ancak birbirlerinden kopamamış 21 yaşında (belki de birbirlerini tamamlayan. Çünkü romanın ilerisinde birbirlerinden kopuş yaşadıkları anda hayatları aşağı doğru gidiyor) iki karakterdir (Frances Bi, Bobbi Lezbiyen). Bobbi’nin narsist tavırları kitap boyunca beni rahatsız etse de, Frances’in pasif agresif ve egoist tavırları da şimdi etmedi değil. Neyse Bobbi sayesinde bu arkadaşlar, Melissa isimli bir yazarla ve onun Nick ismindeki kocasıyla tanışırlar ve olaylar gelişir.
Arkadaşlarla sohbetler tam anlamıyla bir ilişkiden öte, iletişim romanı o nedenle ben kitabın ismini sevdim. Kitap daha çok Frances’in hayatına ve onun insanlarla iletişimine odaklanıyor. İnsanlar Frances’in yabani iletişim şeklinden kaçarken, Nick onun o yabani iletişim şeklinden etkileniyor ve tam da bu sebeple aralarında bir ilişki doğuyor. Aslında kitabın temel prensibi birisi tarafından dinlenmek üstüne kurulu. İnsanlar dinlendikleri (kelimeyi burada iki türlü de alabilirsiniz) limandan ayrılmamayı tercih ediyor her ne kadar o liman yanmaya elverişli olsa da.
Kitabın ikinci kısmı ise bende boğulma hissi oluşturdu ki bu çok normal. Frances’in o ne yapacağını bilemeden kendi