Gidişiyle bana her sokağında kaybolduğum kocaman bir şehir bırakmıştı.
Eski apartmanlar gibiydi korkularım.
her birinin içerisinde spiral merdivenler Vardı hiçlik hissine uzanan.
Kuru sıkı bir hayatın ateşlendiği yerde Katil belliydi, maktul ise meçhul.
Orijinal olmayan bir dünyada
kopyalanmış insanlar cumhuriyeti.
Tüm mazgallarından dökülüyordu bir yerlere yetişme telaşları.
Sonrası durgunluk, sonrası hasret ve sonrası terk edişler.
Her ilişki bir kitap gibidir,
başlangıç, gelişme ve sonuca sahip olan. Bazılarının sayfaları ise eksik kalmıştır.
Belki de ondan bu koca şehir,
Belki de ondan bu kayboluşlar.
Belki bir gün kaybolduğum,
Tam da yitip gittiğim yerde yeni bir hayat kurarım kendime.
Bir yere yetişme telaşlarımı portmantoya astığım bir hayat. Bazı duvarların, sokakların, spiral merdivenlerin ve mazgalların tanıdık olduğu bir hayat.
Uykusuzluk HikâyeleriSelçuk Karadağ
Sen yokken, seninle olan tüm kırgınlıklarımı gözümün önünden ayrılmasınlar diye şeffaf bir bant ile birleştirdim. Sigara dumanından, bulutlar, bulutlardan ise dünyalar yarattım. O dünyaların içinde kayboldum ben. Kendi yarattığım dünyaların çizgilerini geçtiğim an kimliğimi kaybettim. Kimdim ben? Kim olduğumun önemi kalmadıkça aynalardan kırıklarıma baktım. Her birinde bir imza, bin bir kırık, bin bir imza. Her biri senden bir hatıra gibi asılı kalmıştı kırıklarımın ucunda. Bir gün en kayıp, en mülteci halimde seyrederken fark ettim imzalarının üzerinde yer yer canlanan yerleri. Kırıklarım kaynadıkça, yeni bir filiz doğuyordu kaynayan yerlerden.
Ben dumanlarımın içinde, kırıklarım da benim içimde mülteciydi artık.
Sen mi?
Sen ev sahibiydin, evden bozma gecekondunda.
Uykusuzluk HikâyeleriSelçuk Karadağ