Sen, çınlattığın yaşam dolu kahkahalarından sonra da uzayıp giden ölümcül suskunluklarınla, bana, hep, birşey haykırıyordun -susmanla bağırıyordun- sessizliğinle feryat ediyordun, birşeyi bana; ama ben anlayamıyordum bunu- hâlâ da, doğru-dürüst anladığımı söyleyemiyorum
Toplum, kendi mutluluğunu önemli sayan, kendi gereksinmelerini gidermeye öncelik veren ana-babayı pek takdir etmez. "Gece gün düz çalışarak çocukları için ekmek parası kazanan baba" ile "saçını süpürge ederek çocuklarını memnun etmek için kendini feda eden ana" ideali, kültürde kuvvetli olarak yaşar. Ana-babalık bu ideallere değerlendirilir. Gerçeğe uymayan bu tür idealler, dengeli bir yaşamı yansıtmaz. Ana ve baba yetişkin insanlar olarak kendi gereksinmelerinin, kendi amaçlarının ve arzularının farkında olmalı, çocukların gereksinmeleriyle bunları bir denge ve ahenk içinde tutabilmelidir. Unutulmamalıdır ki, kendi doğal gereksinmeleri sağlıklı bir biçimde karşılanmayan bir ana ve baba, başkalarına verecek sağlıklı ilgi ve sevgiyi içinde bulamaz.