Damızlık Kızın Öyküsü, kadınların temel haklarını kaybettiği ve baskıcı kurallarla yönetilen Gilead rejimini anlatır. Doğurganlık oranlarının düşmesi nedeniyle doğurgan kadınlar “damızlık kız” olarak seçilir ve yönetici aileler için çocuk doğurmaya zorlanır.
Roman, gerçek adı verilmeyen bir damızlık kızın gözünden anlatılır. Ana karakter, geçmişteki özgür yaşamını, eşini ve çocuğunu hatırlarken yeni düzende hayatta kalmaya çalışır. Baskı, korku ve kontrol altında yaşarken bir yandan da umudunu korumaya ve sisteme karşı küçük direniş yolları bulmaya uğraşır.
Kitap; özgürlük, kadın hakları, kimlik, otorite ve baskıcı rejimlerin toplum üzerindeki etkilerini sorgulayan güçlü bir distopik eser.
Beni okurken o kadar zorladı ki bazı yerlerde resmen kanım dondu. Kadının bu kadar değersizleştirilip bir araca dönüştürüldüğünü görmek sarsıcıydı. Ve ne yazık ki günümüzde benzer örneklerle karşılaşıyor olmak, okuduklarımı daha da düşündürücü hâle getirdi.
Kadınların değer gördüğü, haklarının korunduğu ve özgürce yaşayabildiği bir dünya dileğiyle… Okuyacak olanlara keyifli okumalar diliyorum.