Polen gibi zararsız maddeleri tehdit olarak algılayan vücut, bu maddelerle karşılaştığında
histamin başta olmak üzere çeşitli kimyasal maddeler salgılar. Histamin, burun akıntısı
ve kaşıntı gibi klasik alerji belirtilerine yol açarken aynı zamanda
beyinde uyanıklığı düzenleyen sinir hücreleri üzerinde de etkilidir. Normal koşullarda
histamin, uyanıklığı destekleyen bir nörotransmitterdir. Ancak alerjik reaksiyon
sırasında bu sistem aşırı ve düzensiz biçimde uyarılır. Bu durum, sinir sisteminde bir tür
dengesizliğe yol açarak zihinsel bulanıklık, dikkat dağınıklığı ve genel bir yorgunluk
hissi oluşturabilir. Buna ek olarak alerjik reaksiyon sırasında salınan sitokinler (örneğin
IL-1 ve TNF-α), beyinde “hastalık davranışı” olarak bilinen bir durumu tetikler. Hastalıkla
mücadele sırasında vücut kaynaklarını korumaya yönelik olarak ortaya çıkan bu
durum, vücudu dinlenmeye yönlendirir ve uyku isteğini artırır. Öte yandan alerjik
durumlarda sıkça görülebilen burun tıkanıklığı gece uykusunun kalitesini düşürerek uyku
bölünmelerine ve yeterince dinlenememeye neden olabilir. Kullanılan bazı antihistaminik
ilaçlar da sedatif (sakinleştirici) etkileri nedeniyle gündüz uykulu hissetme durumunu
şiddetlendirebilir. Ayrıca alerjik reaksiyonlar sırasında bağışıklık tepkisi için vücudun artan
enerji ihtiyacının da yorgunluk ve hâlsizlik gibi belirtilerde payı olabileceği düşünülüyor.
Sonuç olarak alerji mevsiminde hissedilen uyku hâli temelde vücudun bağışıklık yanıtının
doğal bir sonucudur.