Siber zorbalık istatistikleri cinsiyete göre farklılık gösteriyor. Kanada’da yapılan bir araştırmada siber zorbalık mağdurlarının yaklaşık %60’ının kadın, saldırganların ise yarısından
fazlasının erkek olduğu tespit edildi. Başka araştırmalar da kadınların erkeklere göre hem geleneksel hem de siber zorbalığa daha sık maruz kaldığını gösteriyor.
Tedavide zararsız hâle getirilmiş bir herpes virüsü, interlökin-2 ve interlökin-12 proteinlerini kodlayan genleri akciğer hücrelerine taşıyor. Bu proteinler normalde vücutta
üretilerek tümör büyümesini baskılıyor ancak tümörler bazen geliştirdikleri mekanizmalar yoluyla bunların etkisini zayıflatabiliyor. Geliştirilen gen tedavisi bu proteinlerin
üretimini artırmayı hedefliyor. Klinik denemede ileri evre 11 hastanın üçünde tümörler küçülürken beşinde tümörlerin büyümesi durdu. Bazı hastalarda titreme ya da kusma
gibi yan etkiler görülse de ciddi bir güvenlik sorunu saptanmadı. Yöntemin dezavantajı ise sadece akciğerle sınırlı kalmış ve başka organlara yayılmamış tümörlerde etkili olması. Bu
nedenle araştırmacılar şimdi geliştirdikleri yeni tedavi yaklaşımı ile immünoterapi ve kemoterapi yöntemlerinin bir arada kullanıldığı daha geniş katılımlı bir klinik deneme
yürütüyor.
Filozof Hasan-Ali, bilimin yöntemlerinin gözlem, deney ve bunlardan tümevarımla varsayımlar üretmek olduğunu söyleyen felsefeciye, tümevarımın kesinlikle güvenilmez bir yöntem olduğunu, deney ve gözlemden önce varsayımın gelmesinin gerektiğini, ancak aklın öğrettiği varsayımların her adımda sıkı bir gözlem kontrol undan geçirilmeleri gerektiğini hatırlatarak, bilimde nihai otoritenin hiçbir zaman olmadığını, bilimin sürekli bir gelişme ve büyüme hali içinde olduğunu iddia etmiştir. Bilime bu bakışı ile filozof Hasan-Ali kendini yalnız sevgili önderi Mustafa Kemal, hocası Fuad Köprülü ve gençliğinin en parlak bilim yıldızı Albert Einstein ile tam bir uyum içinde bulmakla kalmamış, yüzyılımızın en büyük bilim filozofu diye bilinen ve eleştirel akılcılık (kritik rasyonalist) ekolünün yaratıcısı Karl Popper ile de paralel bir konuma gelmiştir.
Eğer şüphe edilmeyecek bir hakikate erişmek istiyorsak... Herhalde, şüphe etmemek için şüphe etmeliyiz. Aradığımız şey, belli olmalı. O belli olan hakikat, varmak maksadiyle, her ihtimali göz önüne getirebilmeliyiz. Yoksa devam eden bir şüphe, orman içinde bir o tarafa, bir bu tarafa giden insan gibi, bizi olduğumuz noktadan bir adım ileriye bırakamaz.