Profluent Bio’nun geliştirdiği yeni sistemde yapay zekâ 1 milyondan fazla CRISPR-Cas örneğini analiz etti ve kullanılan model 26 terabaytlık devasagenomik veriyle eğitildi. ProGen2 adlı model, protein yapılarını öğrenip yeni protein yapıları tahmin etme yeteneğini kazandıktan sonra gen düzenleme potansiyeli taşıyan 4 milyondan fazla yeni CRISPR-Cas proteini tasarladı. Bu protein dizilerinin yaklaşık yarısı sıfırdan oluşturulurken kalan yarısı mevcut proteinlerden türetildi. Elde edilen adaylar arasından 5.000 tanesi seçildi ve yapay zekâ tabanlı AlphaFold2 sistemi kullanılarak proteinlerin üç boyutlu yapıları tahmin edildi. Ardından seçilen 209 tane protein insan hücrelerinde test edildi. Yapılan testler sırasında her bir proteinin gen düzenleme kapasitesi ve genomun hedeflenen bölgeleri dışındaki istenmeyen etkileri değerlendirildi. Sonuçlar, bu yapay proteinlerin büyük kısmının işlevsel olduğunu ve bazılarının yapılan testlerde geleneksel Cas9 proteinlerinden daha iyi performans sergilediklerini ortaya koydu. Bunlar arasında OpenCRISPR-1 adlı protein, özellikle dikkat çekici bulundu. Çünkü bu yapay protein, gen düzenlemesinde yaygın şekilde kullanılan Streptococcus pyogenes bakterisinden alınan SpCas9 proteini ile benzer verimlilik gösterirken hedeflenen gen dizisi dışındaki bölgelere zarar verme olasılığı daha düşük. 1.380 amino asit yani yaklaşık 0,5 mikrometre uzunluğunda olan OpenCRISPR-1, SpCas9 proteini ile karşılaştırıldığında 403 amino asitin konumu farklılık gösteriyor ve bunun doğada bir benzeri bulunmuyor. En yakın örneğin bile 182 amino asitlik fark ile sadece %60 benzerlik gösterdiği belirtiliyor. OpenCRISPR-1’in bir diğer önemli avantajı ise bağışıklık sistemiyle olan etkileşim düzeyi. Bu protein, bağışıklık sisteminin T hücreleri tarafından tanınan