Kadınlara haddini bildirmek ozanların en sevdiği vakit geçirme biçimi gibi geliyordu bana. Yerlerde sürünüp ağlamazsak gerçek bir hikaye olmazmış gibi.
Sokrates cehâletini açıkça belirtirdi ve bununla ciddi bir fikri açığa vururdu. Mahkemede bunu şöyle belirtmiştir: "Onlardan ayrılırken ben o insandan daha iyi bilen biriyim diye düşünürdüm, çünkü ikimizden hiçbirisi iyi ve haklı bir şeyi bilir görünmemekteydi, ama o bildiğini sanmaktadır, onlan bilmeyen bense bildiğimi sanmamaktayım."
Kimseden utanmaz hâle geldim, ama sadece ondan utanır oldum, çünkü ona karşılık veremeyeceğimin bilincindeydim, onun yapma dediği şeyi yapmamalıdır... bunun için ondan kaçıyorum ve onu görürsem, îtirâf etmek zorunda olduğum şeyden utanç duyuyorum ve ekseriya artık onun insanlar arasında olmamasından memnun olacağım...
Doğru düşünüş, doğru davranışa götürür. Bu Sokrates için, onun içinde bulunduğu zamandan başka hiçbir dönemde o derece zorunlu değildir. O dehşetle Greklerin hayatındaki çözülmenin emarelerini görmüştü. Döneminin içine düştüğü çaresizliği kavramıştı, Grek ruhunun derine uzanan bir bunalıma yaklaşmakta olduğunun farkındaydı.
Sokrates çekilmez bir kadınla yaşamanın iyi bir yanı olduğunu belirtmiştir; çünkü Xanthipe'nin hakkından gelebilen biri, diğer insanlarla da ilişkilerinde kusur etmeyecektir.