Umuyorum Tanrım hâlâ umuyorum.
Eski Tanrılar acımasızdı, sen değilsin biliyorum
İyilik ve merhametsin sen, bağışlayıcılıksın.
Umuyorum Tanrım, hâlâ umuyorum(koro)
Bu ölümlünün yüreğinde yalnızca en saf aşk var
Yaşamını sunuyor uzak bir yabancıya, karşılığında tek bir gülümsemeye razı
Ve şükrediyor Tanrı'ya, ona bağışlanan azıcık şey için, başka bir şey istemiyor.
Eğer böyle birine cömert davranmazsan Tanrım, kime davranırsın ki ?
(Bu arada Gezgin Jaufré 'in üstüne eğilir ve soluk almadığını fark eder... Clémence 'a her şeyin bittiğini işaret eder...Üzüntüsü yerini yavaş yavaş öfkeye, baş kaldırmaya bırakır. Ayağa kalkar ve intikam isteyen yumruğunu Tanrı'ya savurur.)
Clémence:
Sana inanmıştım Tanrım, umutlara kapılmıştım
Böylesine cömert birine daha da cömert davranırsın diye
Sana inanmıştım Tanrım, umutlara kapılmıştım
Böyle sevgi dolu birine daha da çok sevgi gösterirsin diye
Yalnızca bir saniye, gerçek bir mutluluk anı Bağışlarsın bize diye ummuştum, acısız, hastalıksız
Yaklaşan ölümün gölgesi olmadan üstümüzde Basit, kısa bir mutluluk anını çok mu gördün bize ?
Toplanan Koro :
Sus kadın, tutkun başından alıyor aklını
Sus kadın, sessiz ol !
Clémence:
Neden cezalandırdın onu ?
Bana tanrıça dediği için mi ?
Yoksa Haçlı saydığı için mi kendini, kafirlerle savaşa gider gibi ve gelip beni bulduğu için mi?
İnsanların mutluluğunu kıskanıyor olabilir misin ?
Toplanmış Koro :