Dünyada ne olursa olsun, ne kadar canice ve distopik olursa olsun, yaşananları kayıt altına almak için hayatını tehlikeye atan insanlar olduğu sürece her şeyin gizli kalması imkansız.
Küçük kıvılcımlardan yangın çıkar.
Kitapta Türkiye ile birçok ortak nokta bulucaksınız buna nereden başlasam bilemiyorum örneğin liyakatsizlik, adam kayırma ve torpil, taciz, şantaj, siyasetin baskısı, grevler, gösteriler ancak yine bizdeki gibi bunlar hiçbir yere varmıyor ve hükümet yine kazanıyor. Ülkende kalıp iyi bir yere gelmek istersen bilgili olman, kendini geliştirmen yeterli olmuyor illa yukarılarda bir tanıdığının olması gerekiyor. Ülkenden gitmek istediğinde ise bu onayı alabilmen için yine bir torpil gerekiyorki işlerin hızlı bir şekilde ilerletilsin.
Yönetenler halkın yiyecek karnelerini kısarken, yemek fiyatlarına zam üstüne zam yaparken, iyileşmek için gerekli ilaçlar bulunmazken; kendileri bolluk bereketlik içinde halkın ismini dahi duymadığı yiyecekleri yiyiyor.
Tüm bunlara rağmen sevdiği insan için bunlara katlanmaya göze alan özgürlüğünden vazgeçmeye hazır bir insan sevdiği kişiden bir karşılık göremiyor. Bunun suçlusu ise maalesef sevdiği çocuk değil toplumun baskısı, dar görüşlülüğü ve homofobisi. Kitapta birçok noktaya ustalıkla değinilmekte ve eleştirilmekte. Karanlıkta Yüzmek