Kitapta savaşı, açlığı, insan hayatının ne kadar basit olduğunu, insan haysiyetinin ayaklar altına alınmasını, etrafımızdaki fırsatçı insanları iliklerinize işleyecek bir acıyla hissediyorsunuz.
Saat akşamın ikisinde sokaktam gelen bir sesle balkona çıkıyorsunuz ve karşı apartmandaki tekerlekli saldalyeli bir yaşlı adamın balkondan düşüşünü görüyorsunuz bunun nedeni ise sadece evlerini basan almanlara selam vermek için ayağa kalmaması. Bu sadece bir olay ve kitapta bunun gibi binlercesi yer almakta.
Karakterimiz aylar boyunca yıkıntılar arasında tek bir insana denk gelirse öleceğini bilerek açlık ve susuzlukla yaşıyor savaşın son zamanlarında ise tam ölmek üzereyken gelen yardım can düşmanı yani bir alman askerinden oluyor. Kesinlikle okumanızı öneririm ve ben şimdi filmini izlemeye gidiyorum.
Nefes kesici güzellikte bir sahil. Bembeyaz kum ve neredeyse hiç dalga da olmuyor. Ancak ulaşım güç olduğundan pek gelen olmuyordu, özellikle öğleden önce çok az kişi oluyordu. Bu yüzden kadın erkek herkes, rahatlıkla çırılçıplak yüzüyordu. Biz de onlara uyduk. Anadan doğma halde, sabahın masmavi, dingin denizinde yüzmek; tarifi olmayan muhteşem bir duyguydu bu. Sanki başka bir dünyaya çekilmiş gibi.