Dilek

Dilek
“Kuş ölür, sen uçuşu hatırla.”
Çin tiyatrosundaki yüzü boyalı adam, Hintli Katha-Kalí nin pirinç makyajı, Japonların No maskes.. Iște Fotoğraf ta da aynı ilişkiyi buluyorum ben; onu ne kadar "canlı gibi" yapmaya çalışırsak çalışalım (ve bu canlı gibi olma çılgınlığı ancak ölümü kavramamızın mitsel bir yadsıması olabilir), Fotoğraf aslında ilkel bir tür tiyatro, bir tür Canlı Tablo, altında ölüleri gördüğümüz hareketsiz ve boyalı yüzün her temsilidir.
Sayfa 46·Kitabı okudu
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Fotoğraf, doğruyu söylemek gerekirse, benim ne özne, ne nesne, ama bir nesneye dönüştüğünü hisseden özne olduğum o gizli anı temsil eder: o anda ölümün (arada kalan olayın) bir mikro çeşidini yaşarım: tam anlamıyla bir hayalet haline gelirim. Fotoğrafçı da bunu çok iyi bilir, hareketinin beni mumyalayacağı bu ölümden (ticari nedenlerle) o da korkar. Hiçbir şey (birisi onun pasif kurbanı, Sade'ın diyebileceği gibi, göğüslüğü olmasaydı) fotoğrafçının "gerçek gibi" etkiler yaratmak için giriştiği cambazlıklar kadar gülünç olamaz: sefil kavramlar bunların hepsi: bana resim fırçalarının önünde poz verdirirler, dışarı çıkarır (içeriden daha "canlı" dır), ardında bir grup çocuk oynuyor diye beni bir merdivenin önüne yerleştirirler, bir bank fark edip (ne nimet ama!) hemen oraya oturturlar. Sanki (korkmuş olan) Fotoğrafçı, Fotoğraf'ın Ölüm haline gelmesini engellemek için elinden geleni yapmalıymış gibidir. Ancak artık nesne haline gelmiş olan ben, çırpınmam. Bu kötü rüyadan daha da rahatsız uyanmam gerektiğini düşünürüm; çünkü toplumun fotoğrafımı ne yaptığını, onda ne okuduğunu bilmem (ne olursa olsun, aynı yüzün o kadar çok okunuşu vardır ki); ama kendimi bu işlemin ürünü içinde keşfettiğim zaman gördüğüm şey. Bütün Görüntü, yani kişinin Ölüm'ü haline geldiğimdir; ötekiler - Oteki - beni benden yoksun bı-rakmaz, beni vahşice bir nesneye dönüştürürler. Bir dosyada sınıflandırılmış, en sinsi hilelere hazır, insaflarına bırakılmışımdır; beni emirlerine koşarlar: bir gün çok usta bir fotoğrafçı benim fotoğrafımı çekmişti; onun yarattığı görüntüde yakın zamanlardaki bir yoksunluğun üzüntüsünü okuyabileceğime inanıyordum: bir kerecik olsun Fotoğraf, beni bana geri vermişti. Ancak bir süre sonra aynı fotoğrafı bir kitapçığın kapağında gördüm; baskının oyunuyla, yazarların dilim
Sayfa 26·Kitabı okudu
Fotoğraf olgusunun tümünü gözlemleyebilmek için çok uzaktan bakmak durumundadırlar. Bunlardan hig-birinin, tam olarak beni ilgilendiren, duygulandıran ve bana zevk veren fotoğraflardan söz etmediğini sinirlenerek fark ediyordum. Görünüm fotoğrafının kompozisyon kurallarından, ya da öteki uçta, bir aile ayini olarak Fotoğraf'tan bana ne! Ne zaman Fotoğraf hakkında bir şey okusam sevdiğim bir fotoğraf aklıma geliyor, öfkeleniyordum. Ben yalnızca göndergeyi, arzulanan nesneyi, sevilen bedeni görüyordum; ama tam o sırada ısrarlı bir ses (bilginin, scientia nın sesi) beni sert bir tonda uyarıyordu: "Fotoğraf' a geri dön. Senin burada gördüğün ve sana acı veren şey, aslında bir toplumbilimciler grubunun ilgilendiği ve aileyi yeniden canlandırmaktan başka amacı olmayan bir toplumsal entegrasyon protokolunun izi olan 'Amatör Fotoğraflar' kategorisine girer," vb. Oysa ben ısrarlıydım; başka, daha güçlü bir ses beni bu tür toplum-bilimsel yorumları reddetmeye zorluyordu. Bazı fotoğraflara bakarken kültürsüz ve ilkel bir insan olmak istiyordum. İşte böyle devam ediyor, ne dünyanın sayısız fotoğrafını indirge-meye, ne de bana ait birkaç fotoğrafı Fotoğraf'a yükseltmeye cesaret edebiliyordum: kısacası kendimi bir çıkmazda, söz gelişi "bilimsel olarak" yapayalnız, ve silahsız buluvermiştim.
Sayfa 18·Kitabı okudu

Dilek

, bir kitap okudu
1/10
·226 syf.··
2026 11. kitabı
Vüs'at O. Bener
8.1/10 · 436 okunma
Derler ki bir yolun inişli çıkışlı olması, sizin gidiyor ya da dönüyor olmanıza bağlıdır.
Sayfa 3·Kitabı okudu