Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
“Bir hastalık ortaya çıktıktan sonra iyileştirmeye çalışmak, susadıktan sonra su kuyusu kazmak ya da savaş başladıktan sonra silah üretimine başlamak gibidir.”
Osamu Dazai’nin depresif kişiliğine rağmen “umut”dolu bir eser olduğunu söylemek isterim. Karanlık bir havayla başlayıp yavaş yavaş aydınlanan şafak gibi ilerliyor.
Ben genelde günlük yaşantıları anlatan, diğer bir deyişle “slice of life” şeklinde ilerleyen anlatılardan pek hoşlanmam. Garip bir şekilde bu eser, benim bu ön yargımı yıktı geçti. Bu kadar yüksek puan vermemin bir diğer nedeni de bu sanırım.
Bütün karakterler ve aralarında geçen sohbetler, birebir gözümde canlandı adeta. Kitaptaki kişilerle arkadaşmışım gibi hissettim.
Kitaba yüksek beklentilerle başlamadım ama beğendiğin eserler arasına girmeyi başardı. Akıcı ve okuyucuyu olayın içine çeken bir üslubu var. Mektuplardan oluştuğu için de samimi bir havası var.
Kısacası, sevmeyeceğim düşündüğüm ama beni oldukça tatmin eden bir eser…