Kurgusu, dili, anlatımı o kadar iyiydi ki etkisinden uzun bir süre çıkamayacağım belli. Nasıl bir kurgu olduğunu inanın aklım almıyor. Çok zekice yazılmış ki yazarımız kendisi bile önsözünde bundan bahsediyor.
Asker Adası... herkesin merak ettiği bir ada. Adada kocaman lüks bir malikane... birbirinden habersiz, alakasız on kişi... peş peşe gerçekleşen ölümler...
Okurken iliklerime kadar ürperdim. Şuan bu incelemeyi yazarken bile tüylerim diken diken. Olayların gelişmesi, karakterlerin işlenişi mükemmeldi. Nasıl bitti inanın anlamadım.
Agatha Christie... yıllarca övgüyle duyduğum ama hiç okumadığım bir yazardı. Kesinlikle okuduğum son kitabı olmayacak.
Nermin Yıldırım'ın kalemiyle tanıştığım Dokunmadan, yüreğime usulca dokunup gitti.
Türkçe'nin böyle güzel kullanıldığı sayılı kitap okumuşumdur. Güzel üslubuyla, akıcılığıyla beni büyüleyen bir kitaptı.
Kitabın içeriğine gelirsek; Adalet'in "Öleceğimi öğrenince çok şaşırdım" cümlesiyle başlıyor kitap. Artık iyileştiğini, hayatına devam edebileceğini öğrendiğinde başlıyor hikayesi. Aslında Adalet'in geçmişiyle bir nevi hesaplaşma öyküsü. Daha önce kimseye karışmamış, kimsenin hayatına dokunmamış Adalet'in öyküsü...
Oturuyor ve düşünüyor ilk günahını. Yaşama tutunmasının karşılığı olarak da ilk günahından kurtulmaya karar veriyor. Kırdığı kalbi yeniden tamir etmek için çıkıyor uzun bir yola. Bu yolculuğunda sorguluyor kendisini. Bu yolda güçleniyor, güçsüzleşiyor, bu yolda anlıyor insanlara dokunmanın anlamını.
Yer yer şoka uğradığım, hüzünlendiğim, hiç beklemediğim sonu ile şaşırdığım, karakterleriyle, konusuyla yüreğime dokunan bir kitap oldu benim için Dokunmadan.
Keyifle okuyacağınızı temin ederim:)
Öncelikle kitabın incelemesine geçmeden önce postmodernizm'in ne olduğu biliyor olmamız gerekiyor. Modernizm öncesi dönemde bir araç olarak kullanılan dil, postmodernizm de amaca dönüyor ve bir sürü dil oyunları görüyoruz.
Kitabın ilk üç sayfasını okudum ve yanlış bir seçim yaptığımı düşündüm. Dili birden çok ağır gelmişti ve off falan derken kitaba devam ettim. Bi on sayfa kadar sonra bu dile alıştığımı farkettim ve gayet akıcı bir şekilde okuyordum. Bu da İhsan Oktay Anar'ın gerçekten kaleminin çok güçlü olduğunun göstergesi bence. Roman genel olarak Bünyamin karakteri üzerinde duruyor ama çok geniş bir kahraman yelpazesi bulunuyor. Yıllarca uyuyamayan insanlar, rüya yoluyla hazırlanan atlas, yüzyıllardır uyanmayan insanlar... Kitabın en güzel özelliklerden biri de içerisindeki iç hikayelerdi bence. Kitabı okurken bir anda bambaşka biri hakkında, yıllar yıllar önce yaşanmış bir olay anlatılıyor. Daha sonra, ilerleyen sayfalarda bu karakter, ana karakterle ve ana konuyla bağlantılı bir şekilde karşınıza çıkıyor. Bu iç hikayeler bence okuru kitaba daha bağlı kılan özelliklerden bir tanesi. Bu kitabın asıl konusuna gelirsek; "düşünüyorum öyleyse varım" önermesinin tekrardan kendi katkısıyla ortaya koyularak çıkarılmış bir kitap. Zaten bu bilgi size yer yer veriliyor. Ana karakterlerimizden Uzun İhsan Efendinin, "düşünüyorum öyleyse varım ama ben düşündüğüm için siz varsınız." ifadesi sık sık önümüze çıkıyor. Yani romanın içerisinde bu romanın bir kurgu olduğu size veriliyor.
Uzun lafın kısası, İhsan Oktay Anar'dan okuduğum ilk kitap ve aynı zamanda okuduğum ilk postmodern kitap olan Puslu kıtalar atlası, gerçekten bende çok farklı ve güzel bir izlenim bıraktı. Yazarın kalemini çok çok beğendim ve diğer kitaplarını okumak için sabırsızlanıyorum. Kesinlikle tavsiye
Yazardan okuduğum ilk kitap oldu Emma. Fazla bir beklentiyle başlamamıştım ama okurken merakla çeviriyordum sayfaları. Sanki bir dizi-film izliyormuşum hissi vardı ve beni asıl içine çeken şey bu oldu. Anlatım gayet akıcıydı ama bazı konuşmalar aşırı detaylı şekildeydi. Bu da birazcık sıkılmanıza neden olabilir ama sırf, sonunda ne olacak merakıyla devam edeceğinize eminim.
Kitabın konusundan bahsetmek gerekirse; 19.yüzyıl İngilteresinde, küçük bir kasabada yaşayan güzeller güzeli Emma'nın çevresindeki insanlara çöpçatanlık yapmasını anlatan bir serüven.
Emma karakterini seven ve sevmeyen taraf olarak ikiye ayırırsak, seven tarafım daha ağır basıyor.
Ben okurken gayet zevk aldım. Tavsiye ederim