O günden beri sen benim icin bir yabancıdan, bir düşmandan başka bir sey değildin Kâmran!.. Bir daha yüz yüze gelmeyeceğimizi, bu dünyanın gözleriyle birbirimize bakmayacağımızı, birbirimizin sesini işitmeyeceğimizi biliyor
dum. Böyle olduğu hâlde ben, senin nişanlın olmak hissini bir türlü gönlümden çıkaramamıştım. Ne söylesem ne yapsam
kendime... Sana ait birşey gözüyle bakmaktan kurtulamıyordum.
Evet, niçin yalan söyleyeyim? Bütün nefretlerime isyanlarıma, bütün o geçmiş şeylere rağmen, ben yine bir parça senindim. Bunu, ilk defa bir başkasının nişanlısı, olarak uyandığım
bu sabah saatinde hissettim, başkasının nişanlısı. Bunca senenin, bunca sabahında senin nişanlın diye uyandıktan sonra bir gün, başkasınin nişanlısı diye uyanmak! Kâmran, ben
asıl bu sabah, senden ayrıldim. Hem de bir hatıra götürmeye, son bir defa başını çevirerek arkasına, arkasında biraktğı
şeylere bakmaya hakkı olmayan bir biçare muhacir gibi.