Spoiler içerir.......
Bluma, Brauer, Delgado, Gölge Hattı adlı kitap.
Özet olarak bütün hikaye; yolda şiir kitabı okurken bir arabanın çarpması sonucu ölen Profesör Bluma'nın, ölümünden sonra üniversitedeki görevini alan yardımcısının, Bluma adına gönderilmiş kapağı kirli ve çimento kaplı olan Gölge Hattı isimli kitabı, gönderildiği yere geri götürme yolculuğu ve bu yolculukta kitap okuma ile ilgili ilginç bir hikaye aktarılır. Brauer kitap okuma ve biriktirme sevdalısıdır. Öyle ki biriktirdiği kitaplar on binleri bulmuştur. Ancak bu kütüphanenin tasnifi ve sınıflandırması kafasını iyice kurcalamaktadır. Ve kitapları kendi kurduğu sınıflandırıma sistemine göre incelemekte notlar almakta ve buna göre kitaplarını kütüphanesine yerleştirmeyi planlamaktadır. Ancak bu listenin sonuna geldiği bir gün odasında yangın çıkar ve bütün aldığı notlar yanar. Bunun üzerine tabiri caizse kafayı yer ve Uruguay'ın alakasız bir sahil kasabasında kendine tuğlası kitaplarından olan bir ev yaptırır. Kağıt ev ismi buradan gelmektedir. Söz konusu çimento kaplı kitap ile ilgili ise, bu kağıt evin herhangi bir duvarında bulunurken, Blume'nin bu kitaba tezinde ihtiyacının olduğunu öğrenmesiyle Bauer'in kitabı bulmak için bütün evin duvarlarını yıktığını ve bu şekilde kitabı gönderdiğini öğreniyoruz. Böylelikle kitap okuma alışkanlığının nasıl bir boyut alabileceği resmedilmektedir.
Genel olarak; sade, basit, kolay anlaşılabilir ve kısa bir hikaye olan bu kitabı tavsiye ederim. Ama buradaki incelemelerde çoğunlukla bahsedildiği üzere" aman aman muhteşem bir kitap", "hayatımı değiştirdi", "defalarca okuyabilirim" vs. gibi bir değerlendirme maalesef yapamayacağım. Çünkü o türden bir edebi eser olmadığını düşünüyorum. Evet, kitap okuma alışkanlığı ile ilgili güzel, yararlı olduğunu
Bu kitap radarıma dostum Mustafa Levent'in önerisiyle girdi. Federico Fellini ve İsmet Özel'i fazla dolaylı da olsa birbirlerine ulaştıran bir öyküsü var kitabın.
Gariplerin Kitabı'nın yazarı Ian Dallas (yeni adıyla Abdülkadir Es-Sufi) Fellini'nin 8.5 filminde sihirbaz rolünde izlediğimiz karakter. O meşhur "asa nisi masa" sahnesinde Fellini'yi canlandıran Mastrioanni'nin aklındakileri okuyor. Ve "anima"nın kuş dilindeki söylenişi "asa nisi masa"ya ulaşıyor. Buradan da bir Jung bağlantısı kuruluyor. Gerçekten birbirlerinden farklı dönemlerde yaşamış, birbirlerini tanımayan birçok sanatçı-düşünür bu sahnede buluşuyor: İsmet Özel, Federico Fellini, Carl Gustav Jung ve Ian Dallas...
İsmet Özel bu buluşmaya Ian Dallas'ın Gariplerin Kitabı'nı çevirmekle katılıyor ve kitabın Türk okura ulaşmasını sağlıyor. O çevirmese muhtemelen hiç kimse çevirmezdi ve bu kitaptan haberdar olamazdık.
Kitap yarı otobiyografik bir karakterde, tıpkı Fellini'nin 8.5'u gibi. Bir kütüphaneci, yerine geldiği kütüphanecinin arkasında bıraktığı eşyaları ve notları inceleyerek bir yolculuğa çıkma fikrine kapılır. Kendisini çölün ortasında bir kentte bulur ve orada Müslüman olarak bir zaviyeye katılır.
Kitap, yolculuğa çıkmadan önce ve yolculuğa çıktıktan sonra olarak ikiye ayrılabilir. Yolculuğa çıkmadan önce, karakterin hala şehirde, modern dünyada yaşadığı bölümde, modern dünyanın ve modern insanın bir eleştirini görürüz. Ian Dallas, kendi hayatında onu arayışa iten nedenin modern dünyanın sunduğu anlamsızlık olduğunu üstüne basa basa dile getirmiş. Modern dünyada insani ereklerini kaybetmiş insanların tek tek psikolojik analizlerini yapan yazar, kitabın ikinci bölümünde, yani yolculuğa çıktıktan sonra, artık modern dünyadan uzaklaşıp çöle girer.
Çöle girmesiyle yepyeni bir hayata başlayan