Ramazan Aydoğdu

Ramazan Aydoğdu
@Rmznnn06
️Birgün gelecek bütün akıllılar delirecek, İşte o zaman gerçek deliler itibar görecek.
Jandarma
Üniversite
Ankara, 12 Mart
77 okur puanı
Ocak 2020 tarihinde katıldı
Yapman gereken tek şey, istemediğini göstermek. Tüm hayatın söz konusu: Unutma, hayatını, özğürlüğünü, sahip olduğun her şeyi istiyorlar. Buna karşı koymalısın !
Sayfa 13
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Yıllar yılı kısır bir karmaşa içinde yaşadıktan sonra çılgınca aşık olarak birbirlerini yatakta olduğu kadar masa başında da sevebilmek mucizesinin tadını çıkarmaya koyuldular. Giderek öylesine mutlu oldular ki işi bitmiş iki pinpon oldukları zaman. Çocuklar gibi koşmaktan köpek yavruları gibi oynaşmaktan geri kalmadılar.
Sayfa 378·Kitabı okudu
ÜÇGENDEKİ SON TEZGAH (APO'NUN SİLAH BIRAKMASI (!) Yıllardır Doğu ve Güneydoğu'yu bir kan deryasına çevirmek için yapabileceği herşeyi yapmaya çalışan ÖCALAN'ın silahı bırakacağına dair 13 Mart 1993 tarihli "ÖZEL HABER" sürmanşetiyle, tam sayfa bir yazı yayınlandı gazetelerde. Başta basınımız olmak üzere tüm kesimlerde dolaylı ve dolaysız olarak; "YAŞASIN ÜMİT" diye yorumlar yapıldı. Görülüyor ki, Türk insanının kaderini elinde tutanlar, kaderine hükmedenler Türk milletinin geleceğini Apo'nun ağızından çıkacak kelimelere ipotek etmişlerdir. Yani, Türk milleti olarak bundan sonra bizim geleceğimiz Apo'nun hakkımızda vereceği karara kalmıştır. Böyle bir hava gerek HÜKÜMET çevrelerinde gerekse basınımız tarafından yayılmaya çalışılmaktadır. Sonuç olarak; malum çevrelerin kuklası olan A. ÖCALAN, iç uzantılarını harekete geçirerek Türkiye'de gündemi tayin edecek pozisyona gelmiştir. "APO SILAHI BIRAKIYOR" yaygaralarıyla ne yapmak istendiği, nereye varılacağı bizce çok açık olmasına rağmen, yetkili ve etkili çevrelerin bu oyuna alet olmalarına ne diyeceğimizi bilemiyoruz!
Son 100-150 yıllık dünya tarihindeki en dikkat çekici gelişim sürecinin temel ilkeleri milliyetçilik ve halkçılıktır. Çağdaş milliyetçilik ve halkçılık akımı, Batı’dan başlayarak Doğu’yu, hatta Uzak Doğu’yu da etkisi altına almıştır. Günümüzde İslami Doğu ülkeleri, en çok milliyetçilik ve halkçılık ateşiyle kaynamaktadır. Derin kökenleri ekonomik olan bu iki güçlü fikir akımı, siyasi bir amaca yönelmiştir ki bu da bir milletin, bir halkın—mümkünse tamamının, değilse büyük çoğunluğunun—kendi kaderine doğrudan hâkim olmasıdır. Milliyetçilik ve halkçılığın asli hedefi, kayıtsız ve şartsız millî hâkimiyettir. Millî hâkimiyetine tam anlamıyla sahip olan bir millet, diğer milletlere karşı nasıl tamamen hür ve bağımsızsa, kendi içindeki bireylerin veya sınıfların da boyunduruğu altına girmez. Bu mertebeye ulaşan bir millet, saf adaleti hayata geçirmiş demektir. Millî hâkimiyet ilkesine karşı çıkmak, Allah’ın yeryüzünde görmek istediği adalete karşı gelmek ve ilahi iradeye isyan etmek anlamına gelir. Doğa kanunlarına uygun hareket edilmedikçe nasıl doğal kuvvetlerden faydalanılamazsa, tarihin doğal akışına ters düşen bir milletin de başarısızlığa uğraması kaçınılmazdır. Milliyetçilik ve halkçılığa karşı olanların eninde sonunda mağlup ve perişan olacaklarından asla şüphe edilmemelidir.
Sayfa 67·Kitabı okudu
Efendiler, bin yıllık Doğu meselesi, belirli zamanlarda öne çıkan ayırıcı vasıflarına göre üç devreye ayrılabilir; bu devreler tarih sırasıyla dini, siyasi ve iktisadidir. Devrelerin vasıfları bazen birbirinin içine girer: Mesela ayırıcı vasıfları iktisadi olan son devrede siyasi ve dini etkenler kaybolmuş değildir. Vaktin darlığından dolayı doğu meselesinin ilk iki devrinden, dini ve siyasi devirlerinden bahsedecek değilim; yalnız son devrine, yani Doğu meselesinin iktisadi devrine ait bazı değerlendirmeler arz etmekle yetineceğim. Doğu meselesi hicri 13. (miladi 19.] asır ortalarından başlayarak üçüncü devresine, yani iktisadiyatin diğer etkenlere hâkim olduğu devreye dahil olmuştur. Zaten bu sıra bütün dünyanın insani muamelelerinde iktisadiyatin diğer etkenlere üstün geldiği daha açık görünür: İnsanlık tarihinin bu faslında, en medeni sayılan birkaç milletin, İngiliz, İngiliz azmanı Amerikan, Fransız, Alman, Italyan ve Rus milletlerinin içinde türemis bir sınıfın, büyük sermaye sahiplerinin, şimdi moda olan bir tabirle kapitalistlerin bütün dünya işlerine hükümran oldukları tezahür eder. Büyük sermayedarlar, yani fabrika, banka, maden ocağı, şimendifer, vapur... vb. sahipleri, bütün dünyayı sermayenin, kapitalin tahakküm ve tagallübü altına almaya uğraşırlar. Bu tarihi devreyi diğer tarihi devirlerden ayırt eden belirgin vasıf, büyük sermayenin oynadığı büyük roldür. Bu devirde hükümetler, hükümdarlar, ordular, serdarlar hep büyük sermayenin hademesi menzilesine inmişlerdir. Miktarları gittikçe eksilen, fakat sermayeleri gittikçe artan belli miktar sermayedarlar kendi vatandaşlarının çoğunluğunu, şahsı refah ve saadetlerine, israf ve sefahatlerine hizmet eden ameleye dönüştürmüşlerdir. Lakin yalnız kendi vatandaşlarına tagallüb ve tahakküm de sefih hayatlarını
Sayfa 45·Kitabı okudu