--Ben çoğu zaman içiyorum, dedi. Şakağımdaki ağrıyı duymamak için, iştah falan diyorum ama değil, biliyorum. Bir çeşit umutsuzluktan kurtulmak için içiyorum. Belki kendi kendimden ! İki çeşit içen vardır. Biri, benim gibi, kurtuluşu içkiden beklemenin utancıyla içer.
Birde şu çevrendekilere bak . Bunlar neden içiyor ? Toplum içinde yaşamanın baskısını, yükünü hafifletmek için. Çekinmeden bağırmak, yüksek sesle gülmek için. Dışarda bağırmak, kahkaha atmak yasaktır. Sokakta hiç gülmemek için burda gülerler. Böylesi az içer.
Ya ben ? İçiyorumda kurtulabiliyor muyum? Belki yalnızca baş ağrısından...
-- Ya içmediğin zamanlar ?
-- O zaman ararım
-- Hep arayacaksın sen.Ya resim Ya kitap...
-- Tutunma sorunu. İnsan bir şeylere tutunmalı.
-- Anlamadım.
-- Tutunma sorunu dedim. Dünyada hepimiz sallantılı, korkuluksuz bir köprüde yürür gibiyiz. Tutunacak bir şey olmadı mı insan yuvarlanır. Travmaylardaki tutamaklar gibi. Uzanır ve tutarsın. Kimi zenginliğine tutunur ; kimi müdürlüğüne ; kimi işine, sanatına. Çocuklarına tutulanlar vardır. Herkes kendi tutamağının en iyi, en sağlamı olduğuna inanır. Gülünçlülüğünü fark etmez. Kağızman köylerinden birinde bir çift öküzüne tutunan bir adam tanıdım. Öküzleri besiliydi, pırıl pırıldı. Herkesin, " Veli ağanın öküzleri gibi öküz yoktur," demesini isterdi. Daha gülünçleride vardır. Ben, toplumdaki değerlerin ikiyüzlülüğünü, sahteliğini, gülünçlülüğünü göreli beri, gülünç olmayan tek tutamağı arıyorum: Gerçek sevgiyi ! Bir kadın. Birbirimize yeteceğimiz, benimle birlik düşünen, duyan, seven bir kadın !
-- Senin aradığın kadın dünyada yok, dedi.
-- Var ! O olmasaydı ben olmazdım. Bir gün bulacağım onu.
Yapman gereken tek şey, istemediğini göstermek. Tüm hayatın söz konusu: Unutma, hayatını, özğürlüğünü, sahip olduğun her şeyi istiyorlar. Buna karşı koymalısın !
Yıllar yılı kısır bir karmaşa içinde yaşadıktan sonra çılgınca aşık olarak birbirlerini yatakta olduğu kadar masa başında da sevebilmek mucizesinin tadını çıkarmaya koyuldular. Giderek öylesine mutlu oldular ki işi bitmiş iki pinpon oldukları zaman. Çocuklar gibi koşmaktan köpek yavruları gibi oynaşmaktan geri kalmadılar.