Hakan Günday'ın kurgu romanını okurken çok etkilendim. Hayatı yaşarken; çevremizde televizyonlarda ve dünyada görerek şahit olduğumuz şeylerin gerçekliği ile sahteliğini daha dikkatle inceleyerek belki farklı görebileceğinizi hissettiren bir roman olmuş. Türkiye Suriye sınırında; Suriye'deki iç savaştan kaçanlar için insani yardım örgütleri tarafından kurulmuş bir kampta başlayan ve insan aklına gelmesi çok düşük ihtimalli kurgular ile şekillenen çok farklı bir hikaye. Kurgu içinde insanların tarih boyunca işlediği ve halen işlemekte olduğu insanlık suçlarının da dile getirildiği bir tespitler tutanağı... Bu arada Türklerin Ermeni soykırımı yaptığı konusuna kesinlikle katılmadığımı da belirtmeden geçmeyelim...
ZamirHakan Günday · Doğan Kitap · 20216,2bin okunma
"Aslında hiçbir sorunum yok... Ama niye bilmiyorum, kendimi hiç iyi hissetmiyorum. Mutlu olmak için her şeye sahibim... Ama mutlu değilim."
Bir süre sonra bütün bu insanların iki ortak noktası olduğu anlaşılmıştı. Hepsi de dünya üzerindeki gelişmeleri düzenli olarak takip ediyor, böylece her gün başka insanların açlık, yoksulluk ve savaş içinde geçen hayatlarına dair ayrıntılar öğreniyordu. Ve yine hepsi güçlü bir empati duygusu aşılanarak yetiştirilmişti. Kendilerinden çok daha zengin olan Arap Körfezi ülkelerinde böylesi bir depresyon salgınının görülmemesi ise hiçbirini rahatlatmaya yetmiyordu.
Yazar; babası kendisi oğlunu birlikte üç kuşak kısa bir süre de olsa beraber olmasının ve bu beraberliğin bilincinde nasıl olunması gerektiğinin önemini vurgulamış. Kitabının bir bölümünde bahsettiği 2003 Bingöl depreminde dönemin başbakanının sözleri acısını yüreğimizde hissettiğimiz K.Maraş depreminde sarf edilenlerle aynı olması beni şaşırtmadı.
Seversin sevmezsin yazarın tespitlerinin çoğuna katılıyorum. Özellikle sf152 " Hayat Dersinden İkmale Kalmış Çocuklar". Kitap 2005'de yazılmış. Sene 2023 konu hala aynı sorun tespit edilmiş ancak çözüm hala...