Bana, yarın ne yapacaksınız, diye sorduklarında şöyle diyordum: Hiçbir şey. Gerçekten, ama gerçekten hiçbir şey. Nerede ineceğimi ve sonrasında neler olacağını bilmiyordum. Aldırmıyordum da. Tek görebildiğim, bir şeye binmiş, her şeyin önünden geçerek ilerlediğimdi.