Şayet gerçeklere olan bu sefil tapınmamızı denetleyecek, hiç olmadı düzenleyecek bir şey yapılmazsa, sanat yaratıcılıktan yoksun kalacak, güzellik ise bu diyarlardan göçecek.
Cyril: Yalanın yozlaşması diyeceksin demek! Politikacılarımız o alışkanlıklarından hiç vazgeçmediler sanırdım.
Vivian: Seni temin ederim, vazgeçtiler.
Yanlış beyanda bulunmaktan ötesini yapamıyorlar; sonra da gidip söylediklerini ispatlamaya çalışacak kadar alçalıyorlar.
Sen bana vatan diyorsun.. Kâğıtlarının sana söylediği o incir çekirdeği bile doldurmaz lâflara kulak asıyorsun... Sen beni dinle; vatan var oldukça
insan canavar kalacaktır, ehlileşmez canavar.
Ama, şükür Tanrı'ya kurtuldum, geçti! Ya zâtın?
Bir zamanlar diyordum ki: Bu Arnavut'tur, bu Bulgar'dır ve bu Yunanlı'dır. Ben, vatan için öyle şeyler yaptım ki patron, tüylerin ürperir; adam kestim, çaldım, köyler yaktım kadınların ırzına geçtim, evler yağma ettim... Neden? Çünkü bunlar Bulgar'mış, ya da bilmem ne... Şimdi kendi kendime sık sık şöyle diyorum: Hay kahrolasıca pis herif, hay yokolası aptal! Yani akıllandım, artık insanlara bakıp şöyle demekteyim: Bu iyi adamdır, şu kötü. İster Bulgar olsun, ister Rum! Hepsi bir benim için; şimdi iyi mi, kötü mü, yalnız ona bakıyorum.