Bir düzeni sarsanlar, onun yıkılmasıyla ilk ezilenler olur çok kez. Kargaşalığı çıkaran, yararını kendi görmez pek: Başka balıkçılar için suları bulandırmış olur.
Adil olanı yaparak, başımıza gelenleri kabullenerek, doğruları söyleyerek, yönetici ilkeni kendinden yani bedenin ve onun duygularından, gelecek veya geçmişteki şeylerden ayırabilirsen ve Empedokles’in dediği gibi “Yalnızlığından keyif alan, dairesel bir küre” olabilirsen, yalnızca sana ait olan hayatı, yani şimdiki zamanı yaşamayı alışkanlık edinirsen, en azından kalan günleri dingin, asil ve tanrısal parçanla barışık geçirebilirsin.
Öfkelendiğinde bunun erkekçe bir şey olmadığını, sevecenlik ve kibarlık gibi özelliklerin insana ve haliyle erkeğe daha çok yakıştığını düşün. Öfkelenmeye ve hoşnutsuzluğa mahal vermeyen bir adam içinde gücü, sağlam sinirleri ve yürekliliği barındırır. Çünkü zihin hislerden bağımsız olmaya ne kadar yakınsa güçlü olmaya da o kadar yakındır. Öfke de üzüntü gibi zayıflıktır. Çünkü her ikisi de yaralanmaya ve teslimiyete neden olur.
İyilik sahiciyse yapmacıklıktan ve ikiyüzlülükten uzaksa yenilmezdir. Çünkü en küstah insan sana bir kötülük yapsa bile ona iyi davranmayı sürdür; sana kötülük yapmaya çalıştığında hatasını sakince göster bunun kötü olduğunu öğret. “Hayır evlat başka bir amaçla geldik dünyaya. Ben zarar görmüyorum sen kendine zarar veriyorsun” Arıların, sürü halinde yaşayan hiçbir canlının böyle davranmadığını incelikle göster. Fakat bunu okuldaymış gibi sizi izleyenleri etkilemek ister gibi samimiyetsiz sitemkar alaylı değil, yalnız olmasanız bile öyleymiş gibi sevecenlikle yapmak gerekir.
Çok zaman geçmeden hiçbir yerde bir hiç olacaksın, ne şimdi gördüğün herhangi bir şey olacak, ne de şimdi yaşadığın herhangi birisi. Çünkü doğanın uygun gördüğü üzere, her şey değişmek, dönüşmek ve yok olmak zorundadır, şu an bulunduğun yerde sırası gelince bir başkası var olacak.