Yalnızca zamanında gelen bir şeyin iyi olduğuna inanan, akla uygun, doğru yaptığı işlerin çok ya da az olmasına kayıtsız kalan, dünyayı daha az veya daha çok bir süre seyretmeyi umursamayan birini ölüm bile korkutamaz.
Ayeti kerimede “Asanı at!” Diye emrolunmasının diğer işari manası da:
“Artık sen tevhid sıfatı ile sıfatlanmışsın. Senin bir asaya dayanıp güvenmen, senin için kendisine dayanacağın ve kendisinden yardım dileyeceğin fani bir varlığın olması, nasıl doğru ve yerinde olabilir? Nasıl olur da sen o asa ile şöyle yapıyorum, ondan istifade ediyorum ve onda benim için başka faydalar da var diyorsun? Tevhid yolunda ilk adım, sebepleri terktir. Yani mutlak tevekkül ve teslimiyettir. Her türlü talep ve istekten vazgeç!” Şeklindedir.
Ey Musa! İşte bu yılan, Allahtan başka şeylere bağlılık vasfının ta kendisidir. Bu nefsani vasıf, şekillenmiş bir surette sahibine gösterilince, ondan ürker ve kaçar.
Başarılı insanların başarısız olanlardan farkı, başarısızlığı tolere edebilmeleri. Başarısız sayılan kimselere oranla çok daha fazla kez çok daha başarısız olmalarına rağmen ayağa kalkma ve yeniden deneyebilme cesaretleri.
İçselleştirdiğimiz doğruların kimin doğrusu olduğunu yeniden gözden geçirerek yapabiliriz bunu. İçselleştirdiğimiz her doğru, kişisel olarak kendi irademizle de katıldığımız bir doğru çıkacaksa bu süreçte ne ala. Süzgeçten geçirmeden bizim doğrumuz haline gelmiş düşünceler ve onlara göre hareket etmeye çalışmak, bizi hasta eden.