"Bir seferinde bir kadın görmüştüm, yakası iyice açık bir entari giymişti, gözleri donuk donuk bakıyordu, hava eksi beşken Ljubljana sokaklarında dolaşıyordu. Sarhoş olduğunu sandım, ona yardım etmeye davrandım, ama ona ceketimi verme önerimi reddetti. Belki de onun dünyasında mevsim yazdı, bedeni onu bekleyen kişinin tutkusuyla ısınmıştı. O kişi yalnızca onun deli hayallerinde yaşasa bile, istediği gibi yaşamaya ve ölmeye hakkı vardı,ne dersin?
Tanıdığı bir sürü insan başkalarının başına gelen korkunç olaylardan sanki gerçekten üzgünmüş ve yardım etmek istiyormuş gibi söz ederlerdi,ama işin gerçeği,başkalarının acılarından zevk aldıklarıydı;çünkü böylece kendilerinin mutlu ve şanslı olduklarına inanabiliyorlardı.
...Sen de bir sevgi yağmuruna yakalanmışsın.İşte şimdi dinmiş yağmur.Sevgi insanları kirletmez.Gerisini bırak gitsin. Yaptığın her şeyde iyiliğin izlerini gösterdin bana. Barış artık kendinle. Kendinle,hayatla barış. Huzur ancak o zaman gelir insana....
"Merhamet istemiyorum, hiç kimsenin acımasına ihtiyacım yok,merhamet de zulmün bir parçası;ne bana acıyın ne de çocuğuma. MERHAMET ZULMÜN MERHEMİ OLAMAZ."