İnsan her vakit bir başka vakti bekler gibi bir alıntı okumuştum ve çok hoşuma gitmişti. Şimdi yeni bir yılın gelmesini beklerken yine aklıma bu söz geldi. Bu yıl benim için tam anlamıyla büyüdüğüm ve bunu fazlasıyla hissettiğim bir yıl oldu. Daha yılın başında hayallerle umutlarla doluyken bir anda çalan bir telefonla ailemden birini kaybettiğimi öğrendim ve işte tam o an sanki dünyam başıma yıkıldı. Daha önce hayatımda bir kayıp yaşamadığım için bu gerçek yüzüme bir tokat gibi çarptı. Aylarca kabul edemedim. Aslında hâlâ öyle... İnsan bu gerçeği yaşamadığında sanki sevdiklerine hiçbir şey olmayacakmış gibi geliyor. Hiç beklemediği bir anda bu kadar büyük bir acı da insanı yıkıp geçiyor. Hayallerimin hepsini içinde barındıran 2025 benim için böyle başladı işte. Daha başından belliydi hiçbir şeyin umduğum gibi olmayacağı. Benden en sevdiğim insanlardan birini götürdü. Ben öyle bir dönemdeydim ki üzülmeye bile vaktim yokken böyle bir acıyla baş başa kalmıştım. Uzun bir süre kendime gelemedim. Böyle bir şey olmamış gibi devam etmeye çalıştım. Bu imkansızdı çünkü içimdeki acı asla geçmiyordu. Yas sürecimi o kadar ertelemeye çalıştım ki bazen ufacık bir şeye saatlerce ağladım. Günlerim haftaların aylarım içimdeki acıyı bastırmaya çalışmakla geçti. Bu süreçte yanımda olmayan herkesi hayatımdan çıkardım. En yakınım sandıklarım bir başın sağ olsun bile demedi ve ben vefasızlıkla tanıştım. Öncesinde de asla yapmaz dediğim şeyleri yapan sevdiklerim tarafından hayal kırıklığına uğratıldım, hayatımdan hiç çıkmayacak sandığım insanları böyle zor bir dönemde beni daha da üzdükleri için hayatımdan çıkarmak zorunda kaldım. Yani ailemden birini toprağa gömdüm bununla birlikte de hayatımdaki tüm insanları hayatımdan uzaklaştırdım. Çok sevdiklerimin teker teker hayatımdan kayıp gidişini