Kitap 4 bölümden oluşuyor. Kitap biyolojiden hiç anlamayan biri için anlaşılması zor olabilir. Ama azıcık biyoloji bilgisi bile yeterli olabiliyor, kitabı anlamak icin. Kitap 'Beyne nasıl davranırsanız kendi kaderinizi belirleyebilirsiniz' diyerek çarpıcı bir giriş yapıyor. Kitabın bütününe baktığımızda yazar, hayvanlar ve insanlar üzerinde yapılan deneyler ve araştırmalardan yola çıkarak elde edilen bulgu ve sonuçları bizlerle paylaşıyor. Sanırım kitabın benim için ilgi çeken yani bu oldu. Deneyler bende epey merak uyandırdı. Kitap şizofreni hastalarında, alzheimer hastalarının yanı sıra felçli insanlar, şeker hastaları, dikkat eksikliği olan çocuklar, okula giden çocuklar, rahipler, hamileler, üniversite mezunu olan insanlar arasında yapılan araştırmaları kapsıyor.
Peki kitapta neler anlatılıyor? Bu yazdıklarım özet gibi olabilir!
Yazar kitabın büyük bir bölümünde alzheimer hastalığından bahsediyor. Kitap bu hastalığın nasıl oluştuğunu ve ileride alzheimer olmamak için neler yapılabileceği üzerinde fazlasıyla duruyor. Beyin, zamanla daha fazla glikoz yakan bir beyne dönüştüğü için yani yaşlandığı için beyne zarar veren serbest kök hücreleri daha fazla oluşur. Bu fazla kalori aldığımızda da geçerlidir. Beyin serbest kökler ile savaşır. Bu mücadele sonucu sinir hücrelerinin tahribatı ile alzheimer hastalığını oluşur. Yani sinir hücrelerinin arasındaki bağlantıların kopması ya da zayıflaması gerçekleşir. İşte bu hastalığa yakalanmamak için alınması gereken önlemlerden biri de eğitim. İyi bir eğitim ile 5 yıl kadar alzheimer hastalığını erteleyebileceğimizi söylüyor, kitap. Aslında eğitimden kasıt beynin sürekli meşgul olması yani 'öğrenmenin yaşı yok' deyip beyin daha fazla uyarıcıyla karşılaşırsa o zaman sinirler arası bağlantılar olan dendritlerin sayıları artacak