Kitaba ismini veren hikaye kitabın yalnızca %25 lik dilimini kaplıyor. Bir sonraki hikaye ise garip, çok betimleme içeren ve bir adamın gözünden kendi anlattığı bir günlük zamanı içeriyor, ama tuhaf şekilde hoşa giden bir tadı var..
Kitabı bitirdikten sonra Nietzsche ile vedalaşıyor gibi hissetmek garip bir his uyandırdı, gerçek ve kurmaca olaylar ile birbirine bağlanarak aktarılan ve istemeden kendinizi de sorgularken bulduğunuz bir yapıt ki bu kendini sorgulama haline girince çok şey kazanıyor yahut kaybediyorsunuz, farkına varıyorsunuz ve bazen bunlar sizi korkutabiliyor. Kişinin kendini sorgulaması, gerçek benliği bulma adımı sanırım en ürkütücü ama aynı zamanda en muazzam yolculuk olsa gerek.. Kitap harikaydı, son sayfalarda ise okuyucuya küçük bir ters köşe yapılıyor. Kesinlikle okunmalı..