Kitabı, toplama kampında yaşamış bir psikatristin; gözlemlerini, insanların varoluş sancılarını bir hekim penceresinden baktırdığından çok değerli buldum. Gözlemleri, bunu dayandırdığı nedenler, nasıllar beni çok etkiledi.
Önce kamptaki hayatını anlattı sonra anlamdan, ızdıraptan, logoterapiden, psikanalizden, tezat niyetten...
Bunu yaparken sıkmadı, örnekledi, alıntılattı.
Bir psikatrist olmayı isteseydim sanırım sular seller gibi okurdum kitabı..
Izdırabın anlamı kısmı bana çok mantıklı geldi, bazen insanın bulamadığı anlamı ızdırap sayesinde bulabileceği gerçeği! ya da
acı çekmenin kaçınılmaz olacağı ama nasıl çekeceğimizi bizim belirlememiz gibi..
Tabi bazı yerlerde tam olarak ne demek istediğini anlamadığım da oldu bu yüzden ikinci yarısını tekrar okumak benim için iyi olabilir.
Son olarak kitap bakış açımı arttırdı, düşüncelere daldırttı, anlamı az sorguladığımı, hayatın keşmekeşinde anlamla derdimi çözdürmediğimi fark ettirdi bana.
Acı çekmemize neden olan durumu yaratıcı bir şekilde değiştirme, bir öncelik olarak bakidir. Fakat ihtiyaç varsa, üstünlük nasıl acı çekebileceğini bilmekle sağlanır.
"..Peki bu, anlam keşfetmek için ızdırap çekmek gerektiği anlamına mı geliyor, kesinlikle hayır, sadece ızdırabın kaçınılmaz olduğu durumda anlamın, ızdıraba rağmen ve hatta onun sayesinde bulunabileceğidir. "
Kaçınılmaz değilse yapılacak anlamlı şey nedenini ortadan kaldırmaktır. Çünkü gereksiz ızdırap kahramanlık değil mazoşistliktir.
Logoterapi, çaresi olmayan acılardan muzdarip olanların; ızdıraplarından gurur duymaları ve bunu aşağılayıcı değil ulvileştirici bir deneyim olarak görmek için çok az fırsat tanınan böylece insanın sadece mutsuz olmakla kalmayıp, mutsuzluktan utanç duymasına da yol açan bazı sağlıksız akımların etkisini azaltmaya yardımcı olabilir.