ilişkilerde kadınlar genellikle "kurtarıcı" ya da "tamir edici" rolü üstlenerek aşırı yüklenirler.
Diğer insanları şekillendirmek ya da sorunlarını çözmek bizim görevimizdir, üstelik bunu yapmak gücümüz dahilindeymiş gibi davranırız. Bir kişinin attığı ya da atamadığı tüm adımlara tepki verebilir ve sıkıntı ile yoğun öfke ya da umutsuzluk arasında gidip geliriz.
Yardım etme çabalarımızın işe yaramadığını görünce durup farklı bir şey yapmayı dener miyiz?
Tabii ki hayır, başarısız çabalarımızı iki katına çıkarır ve sonuçta istediğimiz gibi şekillenmeyen aşırı yüklenen bireye gittikçe daha çok öfkeleniriz.
Kişi, ailevi bir soruna öfkeyle tepki vermektense konuyu açıkça ele alarak, konunun zehrini almıştı. Sonuç olarak ele alınmamış konu hakkında bilinçaltında yaşanan huzursuzluk yok olacak ve kişi, durumunu daha nesnel bir biçimde düşünebileceğini görecek
Öfkemizi, benlik hakkında bildirimlerde bulunmak üzere kullandığımızda güçlü bir konuma gelmiş oluruz; çünkü kimse bizim duygu ya da düşüncelerimizi tartışamaz. Bunu yapmaya kalkışabilirler belki ama karşılık olarak onlara kendinizi savunmak için mantıklı açıklamalar sunmamız gerekmez! Bunun yerine şöyle diyebiliriz: " bu sana delice ya da mantıksız görünebilir. Ama ben bu durumu böyle görüyorum." Ama tabii diğer kişinin davranışını bizim istediğimiz şekilde değiştireceğinin de garantisi yok.
Öfkeyi etkili bir biçimde kullanmayı öğrenmek, sorunlarımıza yol açtığını ve bizim mutsuz ettiğini düşündüğümüz diğer kişiyi suçlamaktan; diğer insanların değiştirmenin bizim işimiz olduğu fikrinden; onlara ne düşünmeleri, ne hissetmeleri ve nasıl davranmaları gerektiğini söylemekten vazgeçmeyi gerektirir.
Ama bu her davranışı kabul edeceğimiz anlamına gelmez. "Yaşa ve yaşat" tutumu aslında, ilişkide bizim için neyin kabul edilebilir ve istenebilir olup olmadığını belirleyememişsek, benliğini kaybetmiş bir konuda olduğumuzu gösterebilir.
Kendi belirsizliğimizi kabul etmek büyük bir cesarettir. Öfke bizi genellikle üzerinde iyi düşünmediğimiz ya da üstlenmeye hazır olmadığımız konumları benimsemeye yöneltir.