R.

Necdet, her başı sıkıya gelince veya içindeki isyan duygusu böyle her taştıkça Anadolu'yu düşünürdü. Bu, onda bir müminin ezeli adaleti bekleyişi, ezeli adaleti çağırışı gibi bir şeydi. "Bir gün, bir gün mutlaka gelecekler, bu çamuru, bu kokuşmayı, silip süpürecekler," derdi. Mutlaka bir gün zalimlere cezalarını, mazlumlara tesellilerini verecekler, fakat ne vakit? Bir ay sonra mı? Bir yıl sonra mı? Yoksa... Hayır, hayır, Necdet bunun aksini düşünemiyordu. Hiçbir iman sahibi, Allah'tan ümidini keser mi? İşte, Necdet de Anadolu'dan böylece ümidini kesmiyordu. Hele Sakarya zaferinden sonra onda bu ümit büsbütün kuvvet bulmuştu. Her gün kulaktan kulağa bir umumi taarruz haberi fısıldanıp duruyordu. Mutlaka bu yaz sonuna kadar her şey olacak deniliyordu.
Sayfa 259
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Siz hiç değilse köşelerinizde yas tutmak hürriyetinize maliksiniz! Halbuki öbür tarafta bizi ağlamaktan da menettiler ve feryatları cümbüş seslerine boğdular ve boğazımızdan içimize doğru akan seslerin kahkahalarıyla örtülmüş bir hıçkırık olduğunu anlamadılar. Onun içindir ki, yavaş yavaş kanlarımızı şarap diye içmeye ve gözyaşlarımızın tuzundan yapılmış yemekleri lezzetle yemeye alıştık.. ... İşte biz bir pula satılmış kıymetsiz esirleriz ve bizi bir pula satın alanların zevkine gülerek hizmet etmekteyiz. Lakin siz bana söyleyebilir misiniz ki azatlık saati ne vakit çalacaktır? Bunu bilmemiz lazım gelir.
Sayfa 194
Bir defa affeden aşık artık durmadan affetmeye mahkumdur.
Aşk her şeyden evvel hissî bir alışkanlıktır. Gözlerimiz belli bir güzelin yüzüne alışır; muhayyelemiz belli bir hava içinde sarılı kalır; kalbimiz yalnız bir sesin, bir ismin tiryakisi olur ve işte, bunu değiştirmek zorunluğu başgösterince insan kendisini çırılçıplak soyulup evinden sokağa atılmış kimsesiz, avare yaşamaya mahküm olmuş hisseder. Kendi kendine: "Ben şimdi nereye gitsem, ne yapsam?" diye söylenir. Artık âlemdeki bütün vazifeleri ona sona ermiş gibi gelir. Bütün organizmasında, tıpkı sıcak bir memleket mahsulü olan bir ağacın soğuk bir iklime getirildiği vakit gösterdiği hazin can çekişme manzarasına benzeyen bir hal gelip çatar. Işte şu dakikada, Necdet, akıldan gelen bir anlayışla değilse bile, bir önsezi ile, bütün bu iklim değiştirmenin, bütün bu boşlukta lüzumsuz bir şey halinde kalmanın ölümden beter acılığını görüyordu. Ne garip şey! Sanki ondan iyisi, ondan güzeli yok mu? Sanki kalbi için, hayatta, bütün teselli ve saadet kaynakları kurudu mu? Leyla'yı bıraktıktan sonra artık başka genç kızlara, başka genç kadınlara gitmesi imkânı kalmayacak mıdır?
Edebiyat & Roman
Necdet, hayatından daha çok şeyler söküp atacaktı. Fakat bunların yerine neyi koyacaktı? Hepsinin yeri boş mu kalacaktı?