Ah, Nastenka! Bazı insanlar aramızda yaşıyorlar
diye şükrederiz. lşte ben de size rastladığım, ömür boyunca aklımdan çıkmayacağınız için aynı minnet duygusuyla doluyum.
...
Siz geniş zamanlar umuyordunuz
Çirkindi dar vakitlerde bir sevgiyi söylemek.
Yılların telâşlarda bu kadar çabuk
Geçeceği aklınıza gelmezdi.
Gizli bahçenizde
Açan çiçekler vardı,
Gecelerde ve yalnız.
Vermeye az buldunuz
Yahut vaktiniz olmadı.
Behçet Necatigil
Bu tek hanedan yani "Al-i Osman", altı asır boyunca bütün tebaası nezdinde kabul gören, meşruiyeti neredeyse hemen hemen hiç tartışılmayan eşine pek az rastlanır bir siyasi hâkimiyet tesis etmiştir. O kadar ki tebaa, idareci, asker ve ilmiye sınıfı hep birlikte hanedanın başındaki fiili icrada bulunan padişahı tahtından indirebilir, hatta idamını bile sağlayabilir, ailenin bir başka üyesini tahta çıkarabilir, fakat "Al-i Osman"ın bizatihi kendisinin meşruiyetini, fevkalade şartlar muvacehesinde alternatif aile ve rejim modelleri bazı kaynaklara da yansımış bulunan istisna dönemlerinin çok zayıf vurguları hariç, pek sorgulamaz ve tartışmazlar. Bu durum hiç şüphe yok ki, hanedanın altı asır boyunca genel görünüşünün temellerini sağlam şekilde atmasını sağlayacak bir takım meşruiyet araçlarını şaşırtıcı bir bilinçlilikle ikame etmiş olmasından kaynaklanmıştır
Sözü edilen ibrahim Hanzâde ailesi nasıl ortaya çıkmıştır?
Aileye adını veren İbrahim Bey'in hayatı sultanzâdeler ile ilgili kanunun hilafına bir gelişme seyri takip etmiştir. 1565'te doğan, Sokollu Mehmed Paşa ile İsmihan Sultan'ın oğlu olan, doğumu bir süre saklanan ve daha sonra adı dedesi II. Selim tarafından konulan İbrahim, sarayda babası tarafından iyi bir şekilde yetiştirilmiş ve bir devlet adamı olmak üzere tahsil görmüştü. Fakat babasına karşı olan muhalefet sebebiyle hakkında daima şüphe beslenmiş, önemli görevlere getirilmemiş, uzun süre kapıcıbaşılıkta bulunmuştu. Çıkan dedikodular sebebiyle bir ara III. Murad'ın hışmına uğramışsa da I. Ahmed devrinde yeniden devlet hizmetinde görev almıştı. Bu dönemde Osmanlı tarihinde belki de ilk defa sultanzâdelere beylerbeyilik verilmemesi kanunu hilafına, Bosna Beylerbeyiliği'ne tayin olunmuştu. Bunda babasından intikal eden At Meydanı'ndaki sarayın bahçesini cami yapılmak üzere padişaha hediye etmiş olmasının rolü üzerinde durulur. Daha sonra bazı beylerbeyiliklerde bulunan İbrahim Paşa 1623'te vefat etti ve ardında zengin vakıfların idaresini üstlenen ve kendi adına nisbetle İbrahimhanzâdeler adıyla anılan bir aile bıraktı. Ona "han" sıfatının verilmesi de Osmanlı tarihinde sultanzâdeler arasında hiç rastlanmayan bir özelliktir. Döneminin kaynaklarında Sultanzâde, Mehmed paşaoğlu diye anılan İbrahim Paşa, daha sonraki tarihlerde İbrahim Han diye anılmaktadır. Bütün bunlar ailenin birden 1703'te alternatif aile olarak öne sürülmesinin pek de tesadüfi olmadığının göstergesidir.