"Hayat ve doğa kendi içlerindeki o akıl almaz, acımasız düzenlerinde ilerlerken kapanan gözler, sadece kişinin görmesini engeller. Bazıları vardır, kırpmak için bile kapamazlar o gözleri, hayatı kaçırmaktan korkarcasına. Hangisi olmak doğrudur, bilmiyorum. Bazen gözlerimi tamamen kapatmak istiyorum. Yaşamın tadını çıkarmayı deli gibi istesem de zorluklar karşısında istikrarımı kaybediyorum. Yaşamak neden bir uçurumun yanı başından geçen daracık bir yol gibidir ki?"
"Genç" adıyla maruf ve hanedanın atası ile aynı adı taşıyan II Osman, saray içinde son derece iyi bir eğitim almıştı. Arapça ve Farsça'nın yanında batı dillerinden Yunanca ve İtalyanca da bilen sultanın en büyük zaafı ise toyluğu ve dik başlılığıydı. Bundan dolayı devlet içindeki dengeleri iyi gözetememiş, bu da sonunu hazırlamıştır. Tahtta sadece dört sene kalmış ve bu süre zarfında da şehir dokusuna gözle görünür bir katkıda bulunamamıştır. Genç hükümdar, kapıkullarının elinde can verdiğinde henüz 19 yaşındaydı. Kendi adını taşıyan herhangi bir külliye inşa ettirememiş olduğundan babası I. Ahmet'in yanına defnolunacaktır.
Yosef Nasi'nin yeni padişah II. Selim nezdindeki konumu çok daha yüksektir. Kendisine Ege denizindeki Naksos adasının dukalığı unvanı verilen Nasi'nin, Sultan II. Selim'i Kıbrıs üzerine bir sefer yapmaya ikna eden kişi olduğu söylenir. Sokollu'nun muhalif olduğu bu sefer başarı ile sonuçlanacak ancak sonrasında yaşanan İnebahtı Deniz Savaşı, Türk denizcilik tarihinin en büyük felaketlerinden biri olarak tarihe geçecektir.