Peki, özdeğerinizi saklanmak yerine başka nasıl koruyabilirsiniz?
Reddedilmeyi ve başarısızlığı göze alarak onu nasıl
güçlendirebilirsiniz? İyileşmek için atılan tüm adımların temelinde,
yolun yarısı demek olan kendinizi tanımak yatar.
Özgüveninizin yara almasından korktuğunuzu ve insanları
kendinizden uzaklaştırarak onu sürekli korumaya çalıştığınızı
itiraf etmeniz atacağınız ilk adım olmalıdır.
Anlaşmazlıklar konusunda yetersizdirler. Bağlanma
korkusu olanlar başkalarının beklentilerinin kendilerini esir
almasını engellemek isterler. Çocukluklarında kendi isteklerinde
ısrar ettiklerinde hep kaybettikleri için başarı şanslarının
olmadığını düşünürler. Fikirlerini savunmaya değdiğini çok
az deneyimledikleri için de hemen pes ederler. Özellikle de
bunu insan ilişkilerinde bazı istekler ve gereksinimler söz konusu
olduğunda yaparlar. İlişkilerle ilgisi olmayan daha nesnel
konularda, örneğin politik fikirlerini tartışarak savunabilirler.
Ama tartışma konusu özelleştikçe, isteklerinin dinlenmesine
ve anlayışla karşılanmasına alışık olmadıkları için kendilerine
güvenemezler. Ortak bir çözüm yolu bulmak için karşılıklı
konuşma alışkanlıkları da yoktur.
Bir daha asla kimsenin karşısında (anne/ebeveynlerle
olduğu gibi) zayıflık göstererek ona teslim olmak
istemezler. Bilinçleri dışında sağlam bir güç ve kontrol modeli
geliştirirler. Onlara kurallar koymak, fazlasıyla yakınlaşmak,
özgürlüklerini kısıtlamak isteyen herkese, yani her
davetsiz misafire karşı öfkeden köpürerek saldırganlaşırlar.
Bu dik başlılıkları karşılarındakilerin en ufak bir beklentisinde
dahi harekete geçer.