“Saygıdeğer Efendiler, sizi günlerce işgal eden uzun ve detaylı söylevim, nihayet geçmişe karışmış bir devrin hikayesidir. Bunda, Milletim için ve gelecekteki evlatlarımız için dikkat ve uyanıklık sağlayabilecek bazı noktaları belirtebilmiş isem kendimi mutlu sayacağım.
Efendiler, bu söylevimle, milli varlığı sona ermiş sayılan büyük bir Milletin, bağımsızlığını nasıl kazandığını ilim ve tekniğin en son esaslarına dayanan milli ve çağdaş bir devleti nasıl kurduğunu anlatmaya çalıştım. Bugün ulaştığımız sonuç, asırlardan beri çekilen milli felaketlerin yarattığı uyanıklığın eseri ve bu aziz vatanın her köşesini sulayan kanların bedelidir.
Bu sonucu Türk Gençliği’ne emanet ediyorum.”
Devamında hepimizin bilmesi gereken Gençliğe Hitabe yazılıdır. Türkiye Cumhuriyeti’nin tarihi kolaylıkla yazılmamıştır. Bu süreçte yapılan fedakarlıklar ve karşılaşılan engeller zamanında aşılması imkansız olan boş hayallerin peşinde koşmak olarak değerlendirilmiştir. Osmanlı Devleti’nin
bıraktığı enkaz kolay toparlanmamıştır. Bu şartlar içinde Türkiye Cumhuriyeti’nin kurulması bir tesadüf değil;askeri dehaların, kalbinde vatan aşkı bulunan azimli ve sağlam başların eseridir. Bu eseri korumaksa biz vatandaşlara, gençlere düşüyor. Mustafa Kemal Atatürk’ün hep umutlu olduğunu biliyoruz. Geçtiği süreçlerden ders çıkarmak hayatın her alanında faydalı olacaktır. Geçen birkaç günde birçok şeye karşı bakış açım değişti. Yer yer kitapta geçenlerin yerine koydum kendimi. Beni en çok zorlayan kendimi Atatürk’ün yerine koymak oldu. Kararlılığının üstüne çok düşündüm ve hayatımla ilgili bazı sonuçlara vardım. Her Türk gencinin özellikle okuması gereken bir kitap.