Bu kitabı okuyunca hem laik atak geçirebilir ve bir anda "Türküm, doğruyum, çalışkanım!.." diyerek Andımız'ı söyleyecek olabilir, hem de şu an olan gündem ile kıyaslayıp bazı noktalarda Atatürk'ün düzeltmeye çalıştığı eski zamanlara benzediğimizi görüp ilk karamsarlığa, sonrasında bu duruma düştüğümüz için bazı kişilere karşı öfkeye ve en sonunda da en başta söylediğim duruma tekrar dönerek belki de benim gibi aşırı güçlü hissetmeye ve hayatınızın gelecek 10 yılını planlayıp bu ülkeyi düzeltmek için neler yapabilirim gibisinden detaylı planlarla beyninizi yakmaya başlayabilirsiniz. :)
Bakın, biz, ilk Türk Gençliği olarak sonra da tüm Türkler olarak çok güçlüyüz. Bunu unutturmaya çalışanlar var ama biz cidden güçlüyüz. Az kesim belli (unutturmaya çalışan kısım), çok kesim belli (biz). Yani korkmamalıyız aslında ama o az kesim insan kimsenin canına, haklarına değer vermedikçe korkutuyor güçlü olduğunu fark etmeyen insanları tabii ki. Oysa bizim, Atatürk'ün çocukları olduğumuzu unutmamamız lazım. Bizim gibi o zamanlarda da belki kaç gencin korktuğunu ama bunun üstüne giderek bize bu toprakları bıraktıklarını unutmamamız lazım. Şimdi bir de imkân mevzusu var, hayattaki durumlar çok etkiliyor bazı şeyleri. Aynı zamanda şu anki sistemde mesela, kadınların bir insan olarak güçlü hissetme olanağını bile kısıtlıyorlar. Bizim bunların üstüne gitmemiz lazım. Bu kitapta ben küçüklüğümden beri her Türklük ile ve Atatürk ile ilgili bir şeyler duyduğumda içime gururla dolu bir coşku veren hislerim tekrar yüzüme çarptığından belki çok etkilendim, bilmiyorum, ama eğer benim gibi bu konularda hassas olan, gururlu ve umutlu olmayı hâlâ bırakmayan insanlar varsa bu kitabı kesinlikle okumalı. Burada "Tarih'e ilgisi olanlar okusun" demiyorum bakın, ben okulda Atatürk'ün bahsedildiği