“Pek başarılı olduğum söylenemez.
Hiçliğe karşı çıkan,
Şu kaba dünyaya,
Ne yaparsam yapayım,
Yaklaşamıyorum.
Dalgalar, fırtınalar, depremler, yangınlar boşuna—
Sonunda sakin yerinde duruyor deniz ve kara!
Ve hele şu kahrolası hayvan ve insan soyuna,
Hiç dokunulmuyor ona:
Ne çok kişi koydum mezara,
Ve sürekli yeni, taze kan etrafta dolaşmakta!
Bu böyle sürüp gidiyor, çıldıracağım yakında!
Hava, su ve topraktan
Binlerce tohum çıkıyor,
Kuru, yaş, sıcak ve soğuk ortamda!
Saklamasaydım alevi kendime,
Hiçbir şey kalmayacaktı elimde.”
Sürekli inkâr eden ruhum ben!
Haklıyım aslında: çünkü yaratılan her şey,
Mahkûmdur yok olmaya;
Onun için daha iyi olurdu hiçbir şey yaratılmış olmasaydı.
Böylece, sizin günah,
Yok etme, kısaca, kötü dediğiniz ne varsa,
Benim asıl unsurum.
Sürekli inkâr eden ruhum ben!
Haklıyım aslında: çünkü yaratılan her şey,
Mahkûmdur yok olmaya;
Onun için daha iyi olurdu hiçbir şey yaratılmış olmasaydı.
Böylece, sizin günah,
Yok etme, kısaca, kötü dediğiniz ne varsa,
Benim asıl unsurum.
“Siz ozan, ne düşler kuruyorsunuz yükseklerde?
Neden sevindiriyor dolu bir tiyatro sizi?
Yakından bakın velinimetlerinize.
Yarısı ilgisiz, yarısı odun gibi.”