Çünkü doğa, ne tür bir doğa olursa olsun, kontrol etmesine uygun olmayan bir şeyi var etmez. Bu yüzden, iki nedenden dolayı başına gelenlere katlanman gerekir:
İlki, başına gelenler senin başına gelmiştir; senin için, sana uygun olarak düzenlenmiş, en başından beri yazgınla ve ilk nedenlerle birlikte örülmüştür.
İkincisiyse, her bireyin başına gelenler, kendi refahına olduğu kadar evrenin refahına da hizmet eder ve Zeus adına yemin ederim ki, evreni ayakta tutan, dengesini sağlayan nedenlerden biri de budur.
Çünkü yalnızca nedenlerin değil, evreni oluşturanların bağlantısının ve sürekliliğinin herhangi bir parçasını koparırsan, evrenin kusursuzluğu zedelenir. Yani şikayet etmek bu bağı koparmak, onu ortadan kaldırmaktır.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Her ne yapıyorsan onu gerçek bir Romalıya, gerçek bir insana yaraşır şekilde yapmalısın. Elindeki işi azimle, kusursuz bir şekilde, gösterişe kapılmadan, ciddiyet içinde ve özenerek, adanmışlıkla ve adaletle yap. Diğer bütün işlerden ve düşüncelerden kurtar kendini. Yaptığın her işi, hayatının son işi, son eylemi gibi yaparsan, başarırsın.
Marcus Aurelius
İnsan aklını kullanmayı seçmelidir. Rüzgârda oradan oraya savrulan kuru bir yaprağın kaderine terk edilemez yaşam deneyimi. Beklemek bir alın yazısı olamaz.
Mutluluğu beklemek, başarmayı beklemek, sevilmeyi beklemek... Bunlar ağacın dallarında kendiliğinden yetişen, doğaya emanet edilmiş meyveler değildir.
Savaşçı, gerçekten güvenebileceği şeyi kurmaya bakar. Şu üç şeyin her zaman kendisiyle birlikte olmasına dikkat eder: İnanç, umut ve sevgi.
Bu üç şeye sahipse, ilerlemekten korkmaz.