Bu ay okuduğum kitaplar benim için sadece birer hikâye değil, her biri farklı bir dünyanın kapısını aralayan ama en nihayetinde "insan olmak" paydasında buluşan çok güçlü yol arkadaşları oldu. Kitap’ın Yolcuları , Yitik Ufuklar , Profesör Do'nun Göz Kliniği , Üç Ölüm , Beyaz Zambaklar Ülkesinde ve Ay Batarken ... Sayfaları çevirdikçe kendimi, hayatı ve içinde yaşadığımız bu karmaşık dünyayı daha derin sorgularken buldum.
Özellikle Üç Ölüm ve Ay Batarken beni gerçekten sarstı. Savaşın ve yoksulluğun insan ruhunda bıraktığı o derin izleri o kadar yalın ama bir o kadar da çarpıcı anlatıyorlar ki... Ama tüm o zorlukların arasında insanın hayata tutunma inadını ve umudunu görmek insana çok başka bir güç veriyor. Profesör Do'nun Göz Kliniği ise ruhun o karmaşık yapısını ve dünyaya ne kadar farklı açılardan bakabileceğimizi bir kez daha düşündürdü. Yitik Ufuklar ile daha iyi bir dünya arayışının peşine düşüp içsel bir yolculuğa çıkarken, Kitap’ın Yolcuları sayesinde kitapların biz insanlar arasında nasıl görünmez ama kopmaz bağlar kurduğunu hissettim.
Beyaz Zambaklar Ülkesinde ise bambaşka bir ilham kaynağıydı benim için. Toplumsal bilincin, eğitimin ve el ele vermenin nasıl bir mucize yaratabileceğini, değişimin aslında hiç de imkânsız olmadığını gösterdi. Küçük adımların bile gün gelip nasıl büyük sonuçlar doğurabileceğine tanık olmak çok etkileyiciydi.
Kısacası bu ayki okumalarım bana hayata çok daha dikkatli bakmayı, benden farklı hayatları anlamaya çalışmayı ve düşünce dünyamı beslemeyi öğretti. Her kitap zihnimde yepyeni pencereler açtı, bakış açımı biraz daha genişletti ve beni ben yapan o iç dünyaya çok değerli katkılar sundu.