Eğer nefsine talib isen, çürüktür hem temelsiz de.
Eğer âfâkı ister isen, fena damgası üstünde.
Demek değmez ki alınsa, çürük maldır hep bu çarşıda.
Öyle ise geç, iyi mallar dizilmiş arkasında...
İnsan bu dünyaya keyf sürmek ve lezzet almak için gelmediğine, mütemadiyen gelenlerin gitmesi ve gençlerin ihtiyarlaşması ve mütemadiyen zeval ve firakta yuvarlanması şahiddir.
"Ey umum insan tabakaları!
Allaha itaat ediniz.
İhlas ile onun ibadetine yöneliniz.. ve bunda sebatlı olunuz..
Ve bu ihlas ve sebatı da arttırınız.. ve
bütün bunların özü, hülasası olan
Allah'ı tevhid edip birleyiniz!
(Yani, her şey'in ve bütün kâinatın maliki, Rabbi, ve yalnız tek bir ilahı o olduğuna iman ve îkan getiriniz demektir.)
Amma رَبَّكُمْ ise, işarettir ki;
ibadet,
Allah ile kul arasında şerefli bir nisbet ve
âlî bir münasebet olduğu için,
ona karşı rağbetli ve istekli olmanın
pek yerinde, muvafık ve münasip olacağı gibi;
bu ibadeti aramak ve istemek dahi lazım ve
labüdd bir iş, bir vazifedir.
Zira sizi terbiye eden ve besliyen ve
sizin ona her zaman ve her şeyde muhtaç bulunduğunuz
O Rabbinizdir.
Öyle ise,
ona olan ibadetin,__
ona karşı bir teşekkür veona bir hizmet borcu olduğunu unutmayınız!