Çünki sabıkan dediğimiz gibi, şeytan cüz'î bir emr-i ademî ile insanı mühim tehlikelere atar. Hem insandaki nefis ise, şeytanı her vakit dinler. Kuvve-i şeheviye ve gazabiye ise, şeytan desiselerine hem kâbile, hem nâkile iki cihaz hükmündedirler.
İşte bunun içindir ki, Cenab-ı Hakk'ın "Gafur", "Rahîm" gibi iki ismi, tecelli-i a'zamla ehl-i imana teveccüh ediyor. Ve Kur'an-ı Hakîm'de Peygamberlere en mühim ihsanı, mağfiret olduğunu gösteriyor ve onları, istiğfar etmeye davet ediyor.
بِسْمِ اللهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ
kelime-i kudsiyesini her sure başında tekrar ile ve her mübarek işlerde zikrine emretmesiyle, kâinatı ihata eden rahmet-i vasiasını melce ve tahassüngâh gösteriyor ve
فَاسْتَعِذْ
emriyle "Eûzü billahi mineşşeytanirracîm" kelimesini siper yapıyor.
İşte ey ehl-i iman! Şeytanların bu müdhiş tahribatına karşı en mühim silâhınız ve cihazat-1 tamiriyeniz istiğfardır ve "EÛZÜ BİLLAH" demekle Cenab-ı Hakk'a ilticadır. Ve kal'anız Sünnet-i Seniyedir.
Malûmdur ki; böyle az bir hareketle çok tahribat yapan dehşetli düşmanlara karşı gayet metin bir kal'aya iltica etmeyen, çok perişan olur.
İşte ey ehl-i iman! O çelik ve semavî kal'a:
Kur'andır. İçine gir, kurtul.