Altınlar bakıra dönüyor, elmaslar cama. Gözlerimiz eskitiyor değdiği yeri. Göller buharlaşıyor, dağlar kamburunu çekiyor toprağa. "İlk görüşte pek büyük, pek hayranlık verici olup da yavaş yavaş daha az hayretle bakılmayan hıçbır şey yoktur," diyor Lucretius. Eksik parçasıymış meğer yapbozun "Hayret." Boşluk dolar dolmaz parlıyor gözler, alışkanlık sürmesiyle körleşen.
Dün sadece yaprakları göremiyordu, bugün ağacın da farkında değil. Dün sadece balıkları göremiyordu, bugün denizi de kaybetti.
Dün sadece kuşları göremiyordu, bugün gökyüzü de yok penceresinde. Parçaları kaybolsa da yapbozun o hep aynı güne perdelerini açtığını sanıyor. Bir süre sonra perdelerin açık ya da kapalı oluşu da önemini kaybedecek. Gündüzü takip eden gece, bileklerine kelepçeyi takıverecek ıssız bir yerde. Anahtarını denize atacak ama deniz nerede!