Rumeysa rmy

Rumeysa rmy
@Rum_rmysa
“Momento Vivere”

Rumeysa rmy

, bir kitap okudu
Puan vermedi·128 syf.·
2026 7. kitabı
Miyase Sertbarut
9.3/10 · 218 okunma
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
En Uzun Gece
Bir sarsıntı ile uyandık. Hemen kırk günlük oğlumun üzerine kapanıp Kelime-i Şehadet getirdim. Aklıma ilk kılmadığım namazlarım geldi. Eşim koşup yanımıza geldiğinde neden pencereleri açtınız dedi. O şok ile patlayan pencerenin farkında değildi. Çök kapan diye bağırdım. Eşim kayınvalidem ve ben bir ömür gibi geçen o saniyelerde birbirimize sarıldık. Binamız öyle bir yan yattı ki son anda; bu kez kesin yıkıldı dedim. Yıkılmadı ama ayakta da sayılmazdı. Etraf karanlıktı çünkü tüm elektrikler kesilmişti. Işığını kullansın diye telefonumu eşime verdim. Sarsıntı bitince koşup deprem çantamızı getirdi eşim. Ben şoktaydım. Bina hala yıkılabilirdi ve binanın 7. Katında olduğumuz için çıkmak güvenli mi karar veremedik. O sırada bir deprem daha oldu. Sanırım biz içeride yarım saat sarsıntıların dinmesini bekledik. Arabanın anahtarını ne zaman aldığımı hatırlamıyorum. Evin kapısı sıkışmıştı ve üzerine vestiyer devrilmişti. Eşim bir küçük aralık oluşturdu. Düşen parçalar zarar vermesin diye oğlumu yorganına sardığımı hatırlıyorum. Başörtüsü takmak ya da ceket giymek aklıma gelmedi. Öylece pijamalarla o aralıktan çıktım ve merdivene yöneldim. Bir kat indiğimde merdivenlerin evlerin duvarlarından düşen parçalar yüzünden kullanılamaz olduğunu gördüm. Bazı kısımlarda kopmalar vardı. Yangın merdivenine yöneldiğimde yangın merdiveninin dış duvarının yıkık olduğunu başta anlamadım. Eşimi yanımda gördüğümde koş dedim annen nasıl inecek koş onu indir. Eşim yukarıya doğru geri koştu. Ayağımın altına bir halı geldiğinde merdivenin evlerle bütünleştiğini bile algılamadım. İnsanların evlerinin mobilyalarından atlayarak ilerliyordum ama ne olduğunu hala anlamamıştım. Binanın çıkışı nerdeydi ve ben nasıl oradan çıktım onu da hatırlamıyorum. Eğri büğrü bir yerden geçtim. Dışarı çıktığımda bir
Duygu ve Düşünce
O yıllar, ömrünün, biri yemyeşil, öbürü kıraç ve yalçın iki karşılıklı zirvesi arasında dalga dalga bir nehir gibi akıp gitmişti. Gerçi, bu nehir benden bir şeyler aldı götürdü. Gençliğimi, güzelliğimi, hülyalarımı, ümitlerimi hep kapıp sürükledi. Lâkin ben, asıl ben, şimdi o iki zirveden birinin, kıraç ve yalçın zirvenin üstünde mıhlanmış oturuyordum. Nehir aka dursun, aka dursun ve eski Münire’den ne kalmışsa kapıp sürükleye dursun; bana ne, diyorum.